Tek Celsede Nasıl Boşanılır?

Evlenme nasıl ki yaşamın bir gereği olarak görülüyorsa, boşanmak da bireylerin yaşamsal haklarından biridir. Evlilik birliğinin yürümeyeceğine kanaat getiren çiftler kanun tarafından gerekli görülen şartları yerine getirdikleri takdirde mahkeme huzurunda boşanabilmektedir. Ancak boşanma farklı süreçlerle ilerleyen iki farklı şeklide yapılabilmektedir. Bunlar,

  • Anlaşmalı boşanma
  • Çekişmeli boşanma

Tek celsede boşanmak isteyen çiftlerin tercih edecekleri yöntem anlaşmalı boşanma yöntemidir. Eşlerin her konuda tam uyum içerisinde oluşturacakları bir boşanma protokolü bu tür boşanmalara olanak sağlamakta, yapılan ilk duruşma sonucunda kanunen evlilikleri sona erdirilmektedir.

Her iki tarafın da yürütmekte zorlandığı evliliklerin adeta yıldırım hızıyla sona erdirilmesi ancak anlaşmalı boşanma hükümlerinde uygun şartlara sahip olmakla mümkündür. Aksi takdirde yıllara yayılan ve önemli sosyal yaraların açılmasına sebep olabilecek süreçlerin yaşanması kaçınılmazdır. Özellikle çocuk sahibi olan ve çekişmeli boşanmayı tercih eden çiftlerin yaşadıkları psikolojik çöküntüler, bireylerin hem alile yaşantılarını hem de sosyal yaşamlarını olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

 

Tek Celsede Boşanma Şartları Nelerdir?

Tek celsede boşanabilmek, her aşaması her iki tarafın onayından geçmiş ve planlanmış bir programın yürütülmesiyle mümkün olabilmektedir. Ancak kanuni sürecin dışında bireylerin tek celsede boşanabilecek şartlara da haiz olması gereklidir. Bu şartlar,

  • Evlilik birliğinin en az 1 yıldan beri sürüyor olması
  • Tarafların mahkemede hâkim huzurunda boşanma iradelerini özgür iradeleriyle beyan etmesi
  • Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması

Tek celsede boşanabilmenin olmazsa olmaz ilk şartı, evliliğin en az 1 yıldan beridir sürüyor olmasıdır. Evliliği daha kısa sürede bitirmek isteyen bireyler her konuda anlaşmış olsalar bile, anlaşmalı boşanma hakkından yararlanamazlar. Evliliğin bir yılı doldurmadığı bu tür davalar çekişmeli dava olarak görülebilmektedir. Bir diğer şart ise, tarafların kendi özgür iradeleri ile hâkim huzurunda evliliklerini sonlandırmak istediklerine dair beyanda bulunmalarıdır. Aksi takdirde anlaşmalı boşanma şartlarından yararlanılması imkânı ortadan kalkar.

 

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir? Nasıl Hazırlanır?

Tek celsede boşanma talebiyle anlaşarak Aile Mahkemesinde dava açan çiftler, boşanma sonrası eşlerin yaşamını düzenleyecek olan her ayrıntıyı bir protokol halinde hazırlayıp karşılıklı imza altına almak zorundadır. Gerek maddi, gerekse manevi konularda uzlaşma içerisinde olunduğu anlaşmalı boşanma protokolünde beyan edilmeli, her husus şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir.

Anlaşma protokolü, tek celsede boşanma davalarının en önemli hususlarından biridir. Bu sebeple dava öncesi Aile Hukuku konusunda bilgi ve tecrübeye sahip bir Avukattan destek alınması büyük önem taşımaktadır. Özellikle mahkeme heyetinin boşanmanın her iki tarafın da isteğiyle sonlandırıldığına kanaat getirmesi gerekir. Bu kanaatin oluşmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri de iyi hazırlanmış bir anlaşmalı boşanma protokolüdür.

 

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Neler Yer Almalıdır?

Tek celsede boşanmayı mümkün kılan, eşlerin her konuda uyum içerisinde olduklarını gösteren bir boşanma protokolüne sahip olmalarıdır. Boşanma protokolünde varsa eşlerin çocuğun velayeti ile ilgili anlaşmaları mahkeme heyeti tarafından titizlikle incelenmektedir. Bu sebeple çocuğun hangi ebeveynde kalacağı, velayeti almayan tarafın boşanma sonrası çocukla ilişkisinin nasıl sağlanacağı, ne sıklıkla ve ne kadar süreyle görebileceği anlaşmalı boşanma protokolünde ayrıntılı bir şekilde belirtilmelidir. Aksi takdirde beklenmeyen sorunların oluşması ve anlaşmalı boşanma talebinin reddi ihtimali belirmektedir.

Anlaşmalı boşanma protokollerinde, evlilik birliği süresince edinilen malların paylaşımının nasıl yapılacağı, taraflardan herhangi birine tazminat veya nafaka ödenip ödenmeyeceği, ödenmesi gerekecekse nafaka ve tazminatın miktarının ne kadar olacağı da yer almalıdır. Tüm bu hassas konuların tam bir uyum içerisinde ve karşılıklı mutabakatla protokolde yer alması gereklidir. Duruşma sırasında bu maddelerin her hangi birinde uyuşmazlık oluşması halinde anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönüşmektedir.

Duruşma sırasında meydana gelebilecek en küçük uyuşmazlık sonucu çekişmeli boşanmaya dönülen dava, yeniden anlaşmalı boşanmaya dönüşebilmesi için tarafların en az 3 yıl beklemeleri zorunlu kılınmıştır. Anlaşmalı boşanma protokollerinin en önemli bölümü, varsa müşterek çocukla ilgili düzenlemelerin mahkeme başkanında şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesidir. Çocukla ilgili olarak yapılan düzenlemelerde her zaman çocuğun yararı gözetilmekte, boşanma sonrası yaşayabileceği muhtemel sorunlar göz önünde tutularak karar oluşturulmaktadır. Bu sebeple, çocuğun gelişimini planlayan, eğitimini aksatmayan, yaşamını iki ebeveyn arasında ikiye bölmeyen ve psikolojisine olumsuz etki yapmayacak bir yaşam vadeden bir boşanma protokolü hazırlanmalıdır.

 

Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları her tür hazırlığın eksiksiz bir şekilde yapılması, anlaşmalı boşanma protokolünün ayrıntılı bir şekilde planlanması ve çiftin mahkeme önüne birlikte çıkarak özgür iradeleriyle boşanma taleplerini beyan etmeleriyle mümkün olmaktadır. Tüm şartların oluşması halinde yaklaşık 2-3 ay gibi bir süre içerisinde yapılacak mahkeme ile tek celsede boşanmak mümkündür. Bu işlem mahkemenin yoğunluğuna bağlı olarak daha kısa süreler içerisinde de gerçekleşebilmektedir. Çekişmeli boşanma davaları ise, en kısa 10-12 aylık süreleri kapsamakta, bazı davalar ise yıllarca sürebilmektedir.

 

Anlaşmalı Boşanma Davaları İçin Avukat Gerekli Midir?

Diğer tüm davalar gibi, boşanma davalarını da bireyler herhangi bir yardım almadan açmakta özgürdür. Ancak dava süreçlerinde yaşanabilecek en küçük olumsuzluklar önemli hak kayıplarının oluşmasına sebep olabileceği gibi, bireylerin sosyal ve ekonomik olarak da zarar görmeleriyle sonuçlanabilmektedir. Oldukça karmaşık olan dava süreçleri, birçok aşamada hukuk alanında uzmanlaşmış Avukatların davaya müdahil olmasını gerektirebilmektedir. Özellikle boşanma davaları oldukça hassas ve toplumsal sonuçları olan davalardır.

Boşanma avukatlarının bu tür davalardaki rolü yadsınamayacak derecede önemlidir. Gerek boşanma protokollerinin hazırlanması, gerekse davanın hukuki süreçlerinin oluşturulması Aile Hukuku konusunda bilgi ve tecrübe gerektiren çalışmalardır. Her yönüyle eksiksiz bir boşanma protokolü, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ancak iyi bir boşanma avukatı gözetiminde hazırlanarak mahkemeye sunulabilir.

 

Çekişmeli Boşanma Davaları Anlaşmalı Boşanmaya Nasıl Döner?

Boşanma davalarında hâkimin eşlerin isteği yönünde karar vermesini sağlayan en önemli unsur, her iki tarafın da, yükümlüklerini kabul etmek suretiyle bir anlaşma oluşturmasıdır. Bu sebeple çekişmeli olarak başlatılan boşanma davaları da boşanma protokolü hazırlanarak mahkemeden gün alınmasıyla mümkün hale gelmektedir. Ancak boşanma davasını yürüten hâkim, boşanma protokolünde yer alan hususlara onay vermek zorunda değildir. Bu tür davalarda öncelik çocukların ve tarafların menfaatlerinin korunmasıdır. Bu anlayışla, hâkim yapılmış olan boşanma protokollerine müdahale ederek gerekli gördüğü yerlerde değişiklikler yapabilmektedir. Hâkim tarafından yapılan değişikliklerin taraflarca kabul görmesi durumunda boşanmaya karar vererek davanın sonlandırılması mümkün olabilmektedir.

Boşanmaya dava hâkimi tarafından karar verilmesinden sonra, karar hazır bulunan boşanmış çiftlere ilan edilerek kararın boşanmayla sonuçlandığı bildirilir. Mahkemenin kararı bu aşamadan sonra 15 gün süre ile askıda tutularak olası itirazların bekleme süresi başlatılır. Taraflardan herhangi birinin boşanma kararından hoşnut olmaması halinde bu süre içerisinde itiraz hakkı mevcuttur. Boşanma kararının her iki tarafa birden tebliğ edilmesi ve bu tebliğin taraflarca imzalamasından sonra karar kesinleşerek boşanma davası kesin olarak sonlandırılır. Yurt dışında yaşamakla birlikte Türkiye’de boşanmak isteyen çiftler de anlaşmalı boşanma davalarına bizzat katılarak boşanma ile ilgili beyanlarını özgür iradeleri ile mahkeme hâkimi karşısında beyan etmek zorundadır.

 

 

Avukata Danışma Ücreti Ne Kadardır?

Hukuki konular her zaman dikkatli olunması ve herhangi bir açık nokta bırakılmaması gereken önemli ve meşakkatli konulardır. Taraflar arasında yasal çerçevede çözüme kavuşturulması gereken her konuda uzman bir avukata danışmak ve hukukla ilgili her alanda uzman avukatlardan destek almak hak kaybı yaşanmaması için herkes adına büyük önem taşıyor. Peki, avukata danışma ücreti ne kadardır? İyi bir avukat tutmanın davalardaki önemli ve etkisi ne olabilir? İşte aradığınız cevaplar!

Hem ulusal hem uluslararası tüm hukuki konularda profesyonel destek almak, tüzel veya gerçek tüm kişi ve kurumlar adına hak kaybı yaşamamak ve yasaların doğru bir şekilde işleyişini sağlamak adına büyük önem taşıyor. Hukuki süreç gerektiren tüm konularda da bu nedenle avukata danışmak en iyi ve etkili yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

 

Avukata Danışma Ücreti Nedir?

Bugün tüm dünyadaki en saygın mesleklerden biri avukatlık… Hayatımızın her alanında, her anında, her an ve her yerde hukuka ihtiyaç duyabiliriz ve hukuk biliminin sunduğu kurallarla kendimize daha yaşanılır bir çevre ve dünya inşa edebiliriz. İşte bunu yapabilmemiz için de avukatlara ihtiyacımız var. Peki, merak ettiğimiz her konuda ya da aklımıza gelen her soruda avukatları arayıp sormanın da bir ücreti neden olmasın öyle değil mi? Elbette olmalı… Hukuk gibi oldukça fazla dalı ve alanı olan bir bilim kolunda en doğru yolu bizimle birlikte çizecek olan hukuk profesyonellerinden aldığımız bilgi ve danışmanlık hizmeti karşılığında da bir bedel ödenmesinden daha doğal hiçbir şey olamaz. İşte bu bedele de avukata danışma ücreti deniyor.

Avukata danışma ücretleri 2019 yılında her yıl olduğu gibi güncellendi. Her alanda değişen avukatlık hizmet ve danışma ücretleri olduğu gibi, ofisten ofise de bu ücretlerde değişiklik olabiliyor. Türkiye Barolar Birliği’nin belirlediği taban ve tavan fiyatlar olduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Neden Avukata Danışmalıyız?

Başımıza gelen olayların bazıları hukuka konu olan olaylar olabiliyor. Bunlar bize sıradan gelen, günlük olaylar bile olabiliyor. Örneğin, komşuların çok fazla gürültü yapması, ev sahibinin kiraya normalden fazla zam yapması, okul servis aracında kurallara aykırı davranmak gibi günün çok içindeki ve aslında bize rutinmiş gibi gelen konular bile yeri geliyor hukuki platformlara taşınabiliyor ve aslında bir gün kendimizi duruşma salonunda bulabileceğimizi hiç düşünmediğimiz bu çok basit konular nedeniyle haklıyken haksız konuma düşebiliyoruz. Hatta davalardan aleyhimize çıkan sonuçlar bile alabiliyoruz. İşte bu da gösteriyor ki hayatın her anında ve her alanda bir avukatın uzman bilgisine ve desteğine ihtiyaç duyabiliriz. Neden avukata danışmalıyız sorusunun cevabı da işte tam olarak burada gizleniyor. Çünkü bir gün hepimizin bir şekilde hukuka ihtiyacı olabilir.

 

Avukat Tutmanın Önemi

Avukata danışmanın yanı sıra kimi durumlarda avukat tutmak da gerekiyor. Yasalar son derece karmaşık olduğundan dava süreçlerinde hukukla ilgilenen, hukuki konularda uzman birileri olmadan yol akmak, güncel gelişmeleri ve yasa değişikliklerini takip etmek de pek mümkün olmuyor. Her ne kadar avukata danışmanlık ve vekalet ücreti vermek kişiler için ekstra bir masraf kalemi gibi görünse de bu kaleme bütçe ayrılmadığı takdirde çıkan dava sonuçları çok daha maliyetli ve kişileri zarara uğratacak bir nitelik taşıyabiliyor. Bir avukatın desteği olmadan izlenen yanlış prosedürler çok daha fazla harcama yapılmasına neden olabiliyor. Aynı zamanda avukat tutulmadan bir dava açıldığında o davanın çoğunlukla kaybedildiğinin de altını çizelim. Herhangi bir davada bir avukat tarafından temsil edilmek ve yasaların sunduğu tüm imkanları kullanarak savunma yapmak her zaman davalardan istenilen sonuçları almak adına çok daha etkili oluyor.

 

Avukatın Davaya Etkileri Nelerdir?

Avukat tutulması neden gereklidir sorusunun cevabını şu maddelerle vermek çok daha açıklayıcı olabilir:

 

  • Uzman bir avukat, karşısına gelen problemin ne olduğunu çok hızlı bir şekilde tespit ederek en uygun yasaları inceleyebilir ve müvekkili için en uygun çözüm yollarını çizebilir.

 

  • Dava için gerekli olan tüm evrakın ve dokümanların en doğru ve en hızlı şekilde hazırlanmasını salar.

 

  • Hazırlanan bilgi ve belgeler ilgili kanallar avukatlar aracılığıyla çok daha hızlı bir şekilde iletilebilir. Bu da evrak bakımından eksikliklerin önlenmesi demek oluyor.

 

Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?

Erkek egemen toplumlarda kadınlar her zaman daha fazla korunmaya ihtiyaç duyan taraf oldu ve olmaya devam ediyor. Özellikle de boşanma davası açarken boşanma süreci yaşarken gerek fiziki gerekse psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar boşanmada kadın hakları nelerdir sorunun cevabını ayrıntılarıyla bilmiyor. Eşya paylaşımından nafakaya, tazminattan müşterek çocuğun velayetine kadar pek çok konuda hak kaybı yaşanmaması için boşanma davaları ve iki tarafın da haklarını çok iyi bilmek gerekiyor.

 

Boşanma davalarında kadınların da erkeklerin de eşit haklara sahip olduğunu unutmayın. Ancak erkek egemen toplumlarda bastırılan ve hakları elinden çoğu zaman zorla alınan kadınların bu konuda çok daha fazla bilgiye sahip olması boşanma davalarının sürecini de sonucunu da son derece etkiliyor. Boşanmada kadının hakları nelerdir sorusunun cevabını hem erkeklerin hem de kadınların bilmesi gerekiyor.

 

Boşanma Davası Nedir?

Evlenmek kadar boşanmak da oldukça doğal bir süreç… Evlilik birliğini sürdüremeyen çiftlerin bağlı oldukları bölgedeki Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurmaları boşanma sürecini başlatmak için yeterli oluyor. Ancak süreci her iki taraf da hak kaybına uğramadan geçirmek istiyorsa iş yalnızca bir dilekçe hazırlamakla bitmiyor. Bazı detayları iyi bilmek ve alanında uzman bir boşanma avukatıyla yol almak da önem taşıyor. İlk olarak boşanma davalarına bakan yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı ay boyunca eşlerin birlikte ikamet ettikleri yerin mahkemesi oluyor. Yani boşanmak isteyenlerin oturdukları evin bağlı olduğu aile mahkemesine dilekçeyle birlikte başvuruda bulunmaları gerekiyor. Boşanma davasının anlaşmalı boşanma davası mı yoksa çekişmeli boşanma davası mı olduğu da hem dava açarken yapılması gerekenleri hem de dava sürecini farklılaştırıyor.

 

Eşinden boşanmak isteyen taraf kadınsa hangi haklara sahip olduğunu bilmesi çok fazla önem taşıyor. Öncelikle evlilik birliğinin temelden sarsılmış olmasını gerekçe gösterebileceğini kadınlar bilmeli. Buna göre, evlilik birliği eşlerin artık ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek şekilde olanaksızlaşmışsa temelden sarsılmış demektir. Ancak bunun kanıtı da gerekiyor. Yani davaya bakan hakimin evlilik birliğinin temelden sarsılmış olduğuna ikna olması önemli.

 

Boşanma davasıyla evliliği bitirmek isteyen kadınlar genelde bu süreç içinde ne gibi yasal hakları olduğunu bilmediklerinden genellikle istemedikleri sonuçlarla davayı neticelendirebiliyorlar. Oysa boşanmayla ilgili olarak sahip olunan hakların bilinmesi ve bu hakların koruma altına alınması hukuki bakımdan büyük önem taşıyor.

 

Boşanmak İsteyen Kadının Hakları

Boşanma sürecinde kadınların pek çok hakkı var. Özellikle de maddi ve manevi tazminat talebinde ulunmak önemli haklardan biri. Tabi bu gibi taleplerde boşanma sebeplerinin de dikkate alındığını bilmelisiniz. Bunların yanı sıra mal paylaşımı, müşterek çocuğun velayeti, nafaka gibi birçok konuda da haklara sahip olunuyor. Bu haklardan yararlanmak isteyen kadınların işinde uzman boşanma avukatlarına başvurmaları önemli.

 

Boşanma esnasında kadın mal paylaşımı, tazminat, nafaka ya da velayet gibi haklarını koruyabilmek adına aranan koşulların her birine yerine getirmiş olmalı. Örneğin, çocuğun velayetinin anneye verilmesinde son karar her zaman hakimindir. Çocuğun anne bakımına muhtaç olduğu bir yaşta kadın çocuğunun velayetini alma hakkına da sahip oluyor. Yine boşanmada kadın hakları arasında yer alan yoksulluk nafakası içinse boşanmaya neden olan olaylar bakımından kadının eşine göre daha az kusuru olması veya kusursuz olması şartı aranıyor. Eğer kadın eşinden daha çok kusurluysa tazminat ve nafaka taleplerinde bulunamıyor. Yoksulluk nafakası hakkı da böyle bir durumda ortadan kalkıyor.

 

Yine boşanma davasında kadının manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için, eşi tarafından boşanmayı gerektiren nedenler arasında kişilik haklarının zedelenmiş olması şartı gözetiliyor. Aldatma sebebiyle açılan boşanma davalarında kadının ya da erkeğin, aldatma olayı içerisinde yer alan gerçekleştiği diğer şahıslara da manevi tazminat davası açma hakkı olduğunu unutmayın. Ancak burada gözetilmesi gereken önemli bir detay var; aldatma olayının içerisinde yer alan diğer şahıslara manevi tazminat davası açılabilmesi için o şahısların söz konusu evlilik birliğinden haberdar olması gerekiyor.

 

Boşanma nedenleri arasında herhangi bir şiddet, tehdit, psikolojik saldırı ya da duygusal bir karmaşıklık durumu varsa açılan boşanma davasında kadın devletten koruma hakkını talep edebiliyor. Kadının gördüğü şiddete karşılık olarak Aile Mahkemesi kadına koruma kararı çıkartabiliyor. Bu talep her iki taraf için de geçerli olabiliyor. Ancak ülkemizde kadına karşı şiddette bir tırmanma olduğundan koruma talebi de daha çok kadınlarla özdeşlemiş durumda.

 

Boşanma Davasında Kadının Tedbir Nafakası Hakkı

Boşanma davasında tedbir nafakası da kadınların haklarından biri. Tedbir nafakası bilindiği üzere boşanma davası süresince bağlanan ve dava sonuçlandığında ortadan kalkan bir nafaka türü. Bu nafaka türü ile boşanma davası boyunca yaşanabilecek maddi kayıpların önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu nafakanın bağlanmasıyla birlikte kadının zorunlu olan ihtiyaçları da karşılanmış oluyor. Eğer müşterek çocuk varsa ayrıca bakım nafakası talebinde de bulunulabiliyor. Tedbir nafakası yasal faizi belirleyerek dilenen miktarda talep edilebiliyor. Yasal faizin içerisine kadının çalışma hayatının sonlanması ile birlikte kariyerinin bittiği öne sürülerek maddi tazminat da eklenebiliyor.

 

Boşanma Davasında Eşya Paylaşımı Nasıl Oluyor?

Medeni Kanuna göre tüm mal ve eşyalarda kadın ve erkeğin ortaklığı söz konusu. Bu da boşanan eşlerin aralarında bir mal ve eşya paylaşımı yapılmasını zorunlu hale getiriyor. Eğer boşanma davasında evlilik içerisinde kullanılan eşyaların kaçırılması söz konusu olursa eşyayı kaçıran kişinin evine aile konutu şerhi konulduğunu da hatırlatalım. Bu aile konutu şerhi ile taraflar birbirinden gizli mal veya eşya kaçıramıyorlar.

 

Anlaşmalı Boşanma Davasında Kadın Hakları

Boşanma süreci çoğu zaman uzun ve yıpratıcı bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Bu da özellikle eşinden ve eşinin ailesinden şiddet gören, korkutulan kadınları süreci bir an önce noktalamak adına haklarından feragat edecek bir noktaya doğru sürüklüyor. Adı çoğu zaman anlaşmalı boşanma davası olan zorunlu anlaşmalı boşanma davaları da günümüzde oldukça fazla. Ancak anlaşmalı boşanma davalarında da kadınların kendi haklarını koruma altına alabileceklerini unutmayın. Her iki tarafın da her hususta anlaşmaya varmış olması ve bu maddeler konusunda hakimi ikna etmeleri gerekiyor. Kadınlar eğer nafaka, tazminat gibi talepleri varsa, çocuğun velayetini almak ve edinilmiş mallardan pay almak istiyorlarsa dikkatli olmalılar. Anlaşmalı boşanma protokolünün uzman bir boşanma avukatının yönlendirmeleriyle hazırlaması hak kaybı yaşamamak adına hayati bir önem taşıyor.

 

Boşanma İşlemleri Nasıl Yapılır?

Boşanma davalarının sayısı her geçen gün artıyor. İstatistikler ve yapılan araştırmalar bugün boşanmaların hem hız hem de oran olarak ciddi şekilde arttığını gösteriyor. Boşanmanın çeşitli sebepleri var. Boşanma davalarının da farklı iki türü bulunuyor. Dava türüne göre de boşanma işlemleri değişiyor elbette. Boşanma işlemleri nasıl yapılır? Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarının işlemleri nelerdir? Boşanma davası nasıl açılır? Merak edilen her şeyi yazımızda bulabilirsiniz.

Aile Hukuku kapsamında görülen boşanma davaları bugün sayıca oldukça fazla olan dava türleri arasında yer alıyor. Yaşam dinamiklerindeki değişim boşanma sebeplerini çeşitlendirdiği gibi boşanmanın hızını da arttırdı. Özellikle de anlaşmalı boşanan çiftlerin sayısı günden güne artıyor. Çünkü anlaşmalı boşanma davası hem davanın süresini kısaltıyor hem de ayrılmak isteyen eşlerin, pek çok konuda kendi aralarında uzlaşı sağlayarak evlilik birliğini noktalamalarına vesile oluyor.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası açabilmek için öncelikle iyi bir boşanma avukatına başvurmak önemli. İster anlaşmalı olsun ister çekişmeli açacağınız dava türüne, konuya hakim uzman bir avukatın yönlendirmesiyle karar verilmesi hak kaybı yaşamamak adına önem taşıyor. Boşanmak isteyen kişilerin en fazla sorduğu sorular ise şunlar: Boşanma davası nasıl açılır? Boşanma işlemleri nasıl yapılır? Her iki boşanma türünde ise yapılacak işlemler ve izlenecek yolların değiştiğini bilmelisiniz. Boşanma davası açabilmenin çeşitli aşamaları var. Ancak ilk olarak bir boşanma dilekçesi hazırlamalı ve Aile Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmalı.

 

Çekişmeli Boşanma Davası İşlemleri

Boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli davalar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Türkiye’de görülen davalar genellikle çekişmeli olsa da son yıllarda anlaşmalı boşanma davalarında da ciddi oranda artış olduğu gözlemleniyor. Boşanma davalarının çekişmeli olarak görülmesinin en önemli sebebi eşlerin aralarında özellikle velayet ve nafaka gibi konularda uzlaşamıyor olmaları. Bununla birlikte aile içi şiddet, zina gibi çekişme yaratacak boşanma sebepleri de oldukça fazla ve bu sebeplerle dava açıldığında da süreç çekişmeli olarak ilerliyor. Eşlerin genel olarak aralarında uzlaşamadıkları konular ise şunlar:

 

  • Varsa müşterek çocuğun velayeti,
  • Mal paylaşımı,
  • Eşya paylaşımı,
  • Nafaka, nafakanın türü ve miktarı
  • Tazminat ve tazminatın miktarıyla ödeme şekli.

 

Bu konularla ilgili olarak hak kaybı yaşamamak için boşanma dilekçesinin bir boşanma avukatının yönlendirmesiyle hazırlanması ise oldukça önemli. Hazırlanan boşanma davası dilekçesinde davalı ve davacı tarafın kimlik ve adres bilgileri eksiksiz olarak yer almalı. Aynı zamanda eşleri ayrılık kararına götüren olaylar da detaylı olarak anlatılmalı. Dilekçeye her türlü belge eklenmeli ve dava sürecinde şahit de gösterilmeli.

 

Anlaşma Boşanma İşlemleri

Anlaşmalı boşanma günümüzde özellikle metropol insanın daha çok tercih ettiği bir dava türü çünkü herkes için zaman çok değerli. Anlaşmalı boşanma davaları da kısa sürmeleri nedeniyle artık giderek daha çok tercih ediliyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan, sosyal hayatına kesintisiz şekilde devam etmek isteyen, evliliği çok uzun sürmeyen ve çocuk sahibi olmayan eşlerin ayrılık kararı verirken pek çok konuda uzlaşı sağlamaları çok daha kolay olabiliyor. Anlaşmalı boşanma davasının tek celsede sonuca bağlanması da daha cazip geliyor. Ancak bunun için de uzman bir boşanma avukatının desteğini almak önem taşıyor. Çünkü eşlerin aralarında vardıkları uzlaşmanın detayları davayı gören hakimi tatmin etmeyebilir ve hakim inceleme isteyebilir. Hakimin uygun bulmadığı anlaşma maddelerinde değişiklik yapılabilir, bu da süreci çekişmeli dava sürecine doğru götürebilir. Peki, anlaşmalı boşanabilmek için neler yapmak gerekir? Anlaşmalı boşanmaya giden doğru adımlar şunlar:

 

  • Boşanma avukatının doğru yönlendirmeleriyle öncelikle bir anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlamak gerekiyor.
  • Boşanma dilekçesinde her iki tarafın da kimlik ve adres bilgileri eksiksiz olarak yer almalı. Ayrıca, eğer talep ediliyorsa nafaka türü ve miktarı, tazminat türü, çocuğun velayetinin kime verileceği, mal ve eşya paylaşımına dair anlaşma detayları da dilekçede yer almalı.
  • Dilekçeye ek olarak bir boşanma protokolü hazırlanmalı.
  • tüm belgeler eksiksiz şekilde hazırlandıktan sonra bağlı olunan bölgedeki Aile Mahkemesi’ne başvurulmalı ve boşanma davası açılmalı.

 

Anlaşmalı boşanma davalarının en önemli farkı eşlerin her ikisinin de duruşma günü ve saatinde mahkeme salonunda bulunma zorunluluğu. Çünkü eşlerin beyan ettikleri boşanma taleplerini bir kez de hakim karşısında sözlü olarak dile getirmeleri zorunluluğu bulunuyor. Aksi halde boşanma gerçekleşemiyor.

Boşanma Sürecinde Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?

Her ne kadar artık evlenmek kadar doğal bir süreç olsa da boşanırken dikkatlerden kaçırılmaması gereken bazı detaylar da var. Boşanma sürecinde nelere dikkat etmek gerektiğini şu şekilde sıralayabiliriz:

 

  • Tüm hayatınızı değiştiren bir karar olan boşanma kararını alırken çok iyi düşünmek gerekiyor. Bu kararı almadan önce sizi bu noktaya getiren durumları tekrar gözden geçirin ve kararınızdan emin olun. Çocuklarınız varsa süreci bir kez de onlar için gözden geçirin.
  • Boşanma avukatına başvurmadan önce bir aile danışmanıyla görüşmeniz daha faydalı olabilir. Böylelikle kararınızı bir kez daha gözden geçirebilirsiniz.
  • Anlaşmalı boşanmayı tercih edin. Böylece yıpratıcı olmayan ve çabuk sonuçlanan bir süreç atlatmış olursunuz.
  • Anlaşmalı boşanma davası açarken hazırlayacağınız protokoldeki ifadelerin ve şartların açık, anlaşılır ve net olması çok önemli.
  • Müşterek çocuğun kiminle kalacağına aranızda mutlaka bir karar verin ve bu kararda net olun. Hakim çocuğun kimin yanında kalacağına karar verirken bakım ve sağlığı açısından kimin yanında kalmasının daha doğru olduğunu gözetiyor.
  • Nafaka, tazminat gibi konularda talepte bulunurken ödenebilecek miktarları talep etmek önemli. Aksi halde hem itiraz söz konusu olabilir hem de boşanma gerçekleşse bile ardından daha çekişmeli bir süreç başlayabilir.
  • Boşanma kararı kesinleştikten sonra en geç bir yıl içinde yoksulluk ve maddi-manevi tazminat talebinde bulunulabileceğinizi unutmayın.

 

Maaşı Ödenmeyen İşçi Nereye Başvurmalı?

İş Kanunu’na göre her işveren çalışanlara her ay başında maaşını ödemek zorunda. Toplu sözleşmeler, özel iş sözleşmesi yapılması da şart değil üstelik, işçilerin ücreti en geç ayda bir ödenmeli. Peki, ya işveren işçiye maaşını ödemezse ne olur? Maaşı ödenmeyen işçi nereye başvurmalı? Ücreti ödenmeyen işçinin hakları nelerdir? Maaşla ilgili merak edilenler bu yazıda!

Devamını Oku

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Boşanma davaları çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davası olmak üzere ikiye ayrılırken her iki dava türünün prosedürleri de birbirlerinden farklı oluyor. Artık daha çok çift tarafından tercih edilen bir süreç olan anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi içinse anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması şart. Boşanma sözleşmesi nedir? Anlaşmalı boşanma protokolü nasıl yazılır? Anlaşmalı boşanmanın koşulları nelerdir? Anlaşmalı boşanma hakkında her şey bu yazıda!

Devamını Oku

Hamilelik Sebebiyle İşten Çıkarılmada İşçinin Hakları Nelerdir?

Çalışan herkesin işçi haklarından haberdar olması oldukça önemli… Özellikle de kıdem tazminatı konusunda bilgi sahibi olmak hamilelik gibi kişilerin özel durumlarında çok daha önemli hale geliyor. Bir işçi hamilelik nedeniyle işten çıkarılabilir mi? Hamilelik sebebiyle işten çıkarılmada işçinin hakları nelerdir? Hamilelik veya doğum sebebiyle işten çıkarılanlar kıdem tazminatı alabilir mi? Bu soruların cevaplarını sizin için derledik.

 

“İş kanununa göre, hamilelik veya doğum gerekçesiyle işten ayrılan veya çıkarılan biri kıdem tazminatını almaya hak kazanır mı?” sorusu pek çok çalışan anne adayı tarafından soruluyor. İşten ayrılmayı düşünen herkesin veya işine son verilenlerin kafalarını karıştıran konuların başında elbette kıdem tazminatı geliyor.

Devamını Oku

Hızlı ve Kolay Nasıl Boşanılır?

Evlenmek kadar boşanmak da önemli ve hayati bir karar. Kimi eşler çok hızlı bir şekilde boşanma kararı aldıkları gibi, bir o kadar da hızlı bir şekilde boşanmak istiyorlar. Bu her zaman mümkün olan bir durum değil elbette. Tüm şartların yerine gelmesi ve hakimin evlilik birliğinin bozulmuş olduğuna ikna olması önemli. Peki, ama nasıl? Hızlı ve kolay ve nasıl boşanılır? Tek celsede boşanmanın yolları neler? Anlaşmalı boşanma nedir? Hızlı boşanmak isteyen herkes mutlaka bu yazıyı okusun!

 

Boşanmak elbette üzücü bir durum… Ancak evlenmek kadar doğal ve hayatın da bir gerçeği… Özellikle son yıllarda boşanmalar oldukça artmış durumda. Boşanmanın çeşitli sebepleri var tabi. Genel olarak şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmayı talep eden eşler, bu taleplerinin de en hızlı şekilde yerine gelmesi için çözümler arıyor. Hızlı ve kolay boşanmak, tek celsede boşanabilmek içinse dikkat edilmesi gereken bazı önemli detaylar bulunuyor.

 

Nasıl Tek Celsede Boşanılır?

Tek celsede boşanmak çok sık duysak da aynı sıklıkla yaşanamayan bir durum. Tek celsede boşanma kararının verilebilmesi için hakimin evlilik birliğinin tümden yok olduğuna ikna olması gerekiyor. Ya da tarafların hukuk düzeni içerisinde anlaşarak mahkeme önüne gelmeleri gerekiyor ki kısa sürede boşanma gerçekleşebilsin. Hakimin evlilik birliğinin tümden yok olduğuna inanmasını sağlayan durumları ise şöyle sıralamak mümkün:

 

  • Davalı eşin davacı eşin canına kast etmesi
  • Davalı eşin davacı eşi fuhuşa veya onursuz yaşam sürmeye zorlaması
  • Davalı eşin davalı tarafı insan onuruna yakışmayacak muameleye maruz bırakması
  • Aldatma
  • Zorla evlendirilme

 

Bu gibi durumlarda bile hakim evliliğin devam etmesi yönünde karar verebilir. Bu nedenle de boşanma sebeplerinin kanıtlanması tek celsede boşanma sağlanabilmesi için önem taşıyor.

 

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Boşanma davaları anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak ikiye ayrılıyor. Ayrılmak isteyen eşler belirli konularda aralarında uzlaşma sağlayamadıkları sürece boşanma davasının çekişmeli şekilde süreceğini bilmeliler. Üstelik velayet, nafaka gibi konular nedeniyle boşanma davaları kimi zaman 2-3 yıla kadar uzayabiliyor. Ancak eşler aralarında anlaşırlarsa ve anlaşma maddelerini doğru şekilde düzenleyebilirlerse tek celsede bile boşanmaları mümkün oluyor. Bunun en önemli yolunun da iyi bir boşanma avukatından profesyonel destek almak olduğunu da hatırlatalım.

 

Anlaşmalı Boşanmanın Yolları

Anlaşmalı boşanmak, hızlı ve kolay boşanmanın en önemli yöntemi. Boşanma davasının hızlı bir şekilde sonuçlanmasını isteyen eşler artık anlaşmalı boşanma yoluna gidiliyor. Bu şekilde boşanma gerçekleştikten sonra, özel konularla ilgili istenirse yeniden dava açılabiliyor. Örneğin, boşanma sürecinde konu edilmeyen nafaka ve velayet gibi konular gerçekleşen boşanmanın ardından bir yıl içerisinden yeniden mahkemeye taşınabiliyor.

Anlaşmalı boşanabilmek için ilk olarak her davada olduğu gibi bir dava dilekçesi hazırlamak gerekiyor. Bu dava dilekçesinde her iki tarafın da kimlik ve adres bilgileri eksiksiz olarak yer almalı. Bunun yanı sıra boşanmaya neden olan sebepler de tek tek ve detaylı olarak dilekçede yazılmalı. Varsa bu gerekçelere ait deliller de sunulmalı ki davaya bakan hakim evlilik birliğinin bozulmuş olduğuna ikna olsun. Anlaşmalı boşanmanın çekişmeli boşanma davasından en önemli farkı bir boşanma protokolü hazırlanması zorunluğunun bulunması. Anlaşmalı boşanmak isteyen eşler çoğunlukla bu süreci, birlikte tek bir avukata giderek çözüyorlar. Bir avukatın yönlendirmesiyle anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması ise her iki taraf için de hak kaybı yaşanmaması adına önemli bir rol oynuyor. Anlaşmalı boşanma protokolünün olmazsa olmazları ise şöyle:

 

  • Eşlerin anlaşmalı boşanmak istediklerini beyan etmeleri ve bunu imzalamaları
  • Eşlerin nafaka türü ve miktarı konusunda vardıkları anlaşma protokolde bulunmalı. Eğer nafaka talebi yoksa bu da yine belirtilmeli
  • Eşlerin birbirlerinden talep ettikleri maddi veya manevi tazminat miktarı ve ödenme şekli konusunda anlaşmaya varmış oldukları protokolde belirtilmeli. Karşılıklı olarak bir tazminat talebi yoksa bu da yine protokolde yer almalı
  • Varsa müşterek çocuğun kimde kalacağı konusunda anlaşmaya varılmalı ve varılan anlaşma protokolde detaylı olarak belirtilmeli
  • Eşya ve mal paylaşımının nasıl olacağına dair sağlanan anlaşma yine protokolde detaylarıyla yazılmalı.

 

Burada hemen değinmekte fayda var; anlaşma maddelerinin hakimi ikna edecek düzeyde ve detayda olması önemli. Aksi halde bu maddelerle ilgili olarak hakim inceleme veya yeniden düzenleme talebinde bulunabilir. Bu da davanın tek celsede sonuçlanmasının önünde önemli bir engel teşkil ediyor.

 

Her ne kadar anlaşmalı boşanma protokolü hazırlayıp anlaşmalı boşanma davası açılmış olsa da eşlerin duruşma günü ve saatinde mahkemede bulunmamaları demek boşanmanın gerçekleşememesi demek oluyor. Hızlı ev kolay boşanmak için anlaşmalı boşanma yolunu seçiyorsanız bunu duruşma günü ve saatinde hakim karşısına çıkarak bir kez de sözlü dile getirmeniz elzem!

 

Protokolü imzalamış olmasına rağmen taraflardan birinin boşanmaktan son anda vazgeçebileceği ihtimali her zaman göz önünde tutuluyor. Böyle bir durumda ise hakim evlilik birliğinin anlaşmalı boşanma yoluyla sonlandırıldığına karar veremiyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı gereğince ve bu yönde oluşturulan içtihada göre davaya çekişmeli boşanma davası olarak devam edilmesi zorunlu bir durum haline geliyor.

İşten Çıkarılınca Tazminat Nasıl Alınır?

Bugün en önemli konu başlılarından biri işsizlik… Yaşanan ekonomik problemler beraberinde işten çıkarılmaları getirirken, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları da gündeme taşıdı. İşten çıkarılınca tazminat nasıl alınır? İşçi hakları nelerdir? Kimler kıdem tazminatı alabilir? İşten çıkarılan herkes tazminat hakkına sahip midir? İşte cevapları!

 

Artan işsizlik ve işten çıkarılmalar herkesin aklına benzer soruları getiriyor. Ancak ne yazık ki pek çok kişi işçi haklarını bilmiyor. İşten çıkarılma durumunda kıdem tazminatı alınabilir mi, işe iade davası ve daha pek çok bakımdan hangi haklara sahip olduğunuzu bilmiyorsanız bu yazıyı siz de sonuna kadar okumalısınız.

 

Kimler Kıdem Tazminatı Alabilir?

Kıdem tazminatıyla ilgili merak edilen ilk şey kimlerin kıdem tazminatı alabileceği konusu… Eğer işveren ahlak ve iyi niyet kuralları dışında bir nedenden ötürü çalışanı işten çıkarıyorsa kıdem tazminatı ödemekle yükümlü oluyor. Ancak işveren tarafından bu tazminatın ödenebilmesi için çalışanın 1 yıllık kıdem süresini doldurulmuş olması gerekiyor. Eğer çalışan istifa ediyorsa yani kendi isteğiyle işinden ayrılıyorsa kıdem tazminatı hakkı ortadan kalkıyor. Bazı durumlar hariç. Örneğin, askerlik, evlilik ve emeklilik gibi durumlarda da kıdem tazminatı ödenmesi yükümlülüğü bulunuyor.

 

Çalışanlar emeklilik konusunda yaş dışında diğer kriterleri yerine getirdikleri durumda kendi istekleriyle işten ayrılabiliyorlar. Buna göre, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da yasaya göre işinden ayrılabiliyor ve kıdem tazminatı almaya hak kazanabiliyor.

 

Evlilik sebebiyle işinden ayrılan çalışanlar da kıdem tazminatı hakkından faydalanabiliyor. Kişi çalıştığı kurumda evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinden bu haktan faydalanabiliyor. Aynı şekilde askerlik vazifesi nedeniyle işinden ayrılanlara da işyeri tarafından kıdem tazminatı ödenmesi yükümlülüğü bulunuyor.

 

İşçiye Ücreti Ödenmezse Ne Olur?

Peki ya kıdem tazminatı ödenmezse ne olur? Böyle bir durumda işçi hangi yollara başvurabilir? Öncelikle iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenlerle feshedilmesinin de kıdem tazminatına hak kazandırdığını belirtelim. Bu konuda en çok işçilik haklarının ödenmemesi ve çalışma koşullarının esaslı şekilde değiştirilmesi sorunları ile karşılaşılıyor. Öncelikle, ücretlerin ödenmemesi, işçi bakımından haklı bir fesih sebebi… Kanuna göre işçinin ücretinin ödenmemesi işçiye bu hakkı veriyor ve ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önem taşımıyor. Aynı şekilde sigorta primleri yatırılmayan ya da gerçek ücreti üzerinden gösterilmeyen çalışanlar da kıdem tazminatı hakkına sahip oluyor.

Kıdem tazminatının ödenmediğini, geç ya da taksitler halinde ödendiği durumda çalışanın hakları nelerdir sorusunun cevabı ise şu şekilde maddelenebilir:

 

  • Kıdem tazminatının ödenmeyen tutarı işverenden fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsil edilebiliyor.
  • Kıdem tazminatının taksitlerle ödenmesini  çalışanın kabul etme zorunluluğu yok. Ancak, böyle bir durumda son taksit ödeninceye kadar çalışan bu duruma itiraz ederse geç ödenen tazminatın faizi işverenden talep edilebiliyor.

 

İşçiye Ödenmeye Ücretlerde Zaman Aşımı

İş Kanunu’nun 32. maddesine göre ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıl. Bu da ücretin ödenmediği tarihten itibaren işçilerin 5 yıl içinde dava açabilecekleri anlamına geliyor. İşten çıkartıldıkları tarih itibariyle dava açarlarsa, davanın başladığı tarihten geriye doğru 5 yıl içinde tüm ödenmeyen ücretler talep edilebiliyor. İş Kanunu’nun 18. maddesine göre, işverene çalışırken dava açmak işten çıkarma için bir sebep değil. Bu sebeple işsiz kalınması durumunda açılan işe iade davası kesin olarak kazanılıyor.

İşten Haklı Ayrılma Nedenleri

İşçinin tazminat hakkına sahip olabilmesi için bazı haklı ayılma nedenleri bulunuyor. Bu nedenler olmadan kıdem tazminatına hak kazanmak mümkün olmuyor. İşte o nedenler:

 

  • Maaşının ödenmemesi, sigorta primlerinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi
  • Askerlik vazifesi nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalması
  • Evlilik nedeniyle işten ayrılması
  • İş yapamaz duruma gelecek şekilde yaşanan sağlık sorunlarından ötürü işinden ayrılmayı talep etmesi
  • Yaşlılık aylığı, toptan ödeme almak için işten ayrılmak istemek
  • İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde davranması ve çalışanlarına mobbing (iş yerinde psikolojik şiddet) uygulaması
  • İşçinin ölümü nedeniyle kıdem tazminatı ödenmesi

 

İhbar Tazminatı Nedir?

Kıdem tazminatının yanı sıra işçi hakları söz konusu olduğunda kafa karıştıran konulardan biri de ihbar tazminatı oluyor. İhbar tazminatı İş Kanunu içindeki önemli maddeler arasında yer alıyor.  4847 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre iş sözleşmesini feshetmek isteyen işçi bu isteğini yazılı olarak ve bildirim süresi içerisinde yer alarak işverene iletmeli. Buna “ihbar süresi” deniliyor. Bu gibi bir durumda işverenin işçiye ihbar tazminatı ödemesi gerektiğini hatırlatalım. Ancak, istifa eden işçi, ihbar süresinden önce işverene işten ayrılmak istediğini bildirmemişse, bu defa işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi gerekiyor.

 

Hangi Durumlarda İhbar Tazminatı Ödenir?

Oldukça tartışmalı bir konu olan ihbar tazminatı, her durumda ödenmemektedir. İş sözleşmelerinin fesih süreleri İş Kanunu’nca belirlenmiş durumdadır. Buna göre;

 

  • İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından iki hafta sonra,
  • İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından dört hafta sonra,
  • İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından altı hafta sonra,
  • İşi üç yıldan daha fazla sürmüş işçi için bildirimin yapılmasından sekiz hafta sonra sözleşme feshedilmiş sayılıyor.

 

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Tazminat davası iki başlıkta incelenmektedir. Maddi tazminat davası ve Manevi tazminat davasıdır. Maddi tazminat davası, hukuk kurallarına aykırılık gösteren bir eylem olduğunda kişinin ya da şirketin mal varlığında bir eksilme meydana gelmişse açılan dava türüdür. Tazminatın amacı oluşan maddi zararı gidermektir.

Manevi tazminatsa söylemlere ve eylemlere bağlı olarak oluşan durumlarda açılan dava türüdür. Bir insanı küçük düşürecek ve haysiyetsiz kılacak söylemlerle aşağılamak manevi tazminat konusudur. Yine bir insanın bir insana emanet verilen paranın bir başkası tarafından çalınması durumunda da manevi tazminat davası açılabilir. Zira olay kanıtlanana dek kişi psikolojik baskı altında olacaktır.

Maddi ve manevi tazminat gerektiren davalar ayrı ayrı ya da birlikte açılabilen davalardır. Tazminat davaları asliye hukuk mahkemesine açılır. Fakat olayın niteliğinde ticari ilişkiler bulunuyorsa, dava farklı bir platforma taşınmaktadır. Tazminat miktarı dava türünü ve açılacak mahkemenin yetki alanını değiştirmez.

Tam yargı davası, devlet tarafından yapılan bir uygulamaya bağlı olarak zarara uğrayan kişinin ya da şirketin devlet aleyhine açtığı dava türüdür. İdare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri bu dava türünde yetkilendirilmiş mahkemedir.

 

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Hangi Nedenlerle Açılabilir?

Maddi ve manevi tazminat davaları, sebebi ne olursa olsun uğranan bir haksızlık varsa, haksızlığın telafi edilmesi amacı ile açılmaktadır. Oluşan zararın maddi ve manevi açıdan telafi edilmesi amaçlanır. Sözleşmeye aykırı uygulama ya da haksız fiil uygulaması son dönemde en çok tazminat davasına konu olan hukuksuzluklardır. En sık açılan maddi ve manevi davaları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • İş kazası
  • Trafik kazası
  • Sözleşme ihlali
  • Suç işlenmesi
  • Hatalı doktor uygulamaları
  • Boşanma davasına bağlı olarak açılan ek dava
  • Telif hakları
  • Yazılı veya görsel basın veya sosyal medya üzerinden kişilik haklarına saldırı Maddi ve Manevi

 

Tazminat Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı varmı?

Tazminat davası açma süresi, tazminatı gerektiren durumla doğru orantılı değişmektedir. Maddi ve manevi tazminat davasını gerektiren suçları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Trafik kazası
  • Hatalı ameliyat sonrası kalıcı rahatsızlık
  • Suç işlenmesi
  • Bir eseri izinsiz çoğaltma ve yayma

Örneklendirilebilecek en yaygın tazminat davası sebepleri arasında yer alır. Maddi ve manevi tazminatı gerektiren konuların arasına son dönemde boşanma davalarında yaşanan uyumsuzluklarda eklenmiştir. Maddi tazminatın büyük oranda kabul gördüğü boşanma davalarında, yakın zamanda sıklıkla manevi tazminat taleplerinin de hakim karşısında değer bulduğunu söylemek doğru olacaktır.

 

Maddi ve Manevi Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Tazminat davası açmayı gerektiren konu fark etmeksizin, olay karşısında haksızlığa düştüğünü ve zarara uğradığını düşünen olayın birebir muhatabı tazminat davasını maddi ve manevi hususlarda açabilir. Fakat bir trafik kazasında ölen kazazede dünya ile bağlantısı olmadığı için bu noktada kaza zede evli ise eşi, değilse ailesi yani anne babası maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Destekten yoksun kalma tazminatı olarak da bilinir.

Ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu biri olmasa da, örneğin ölen kişi ekonomik açıdan aileye bir destek vermiyor olsa dahi, aile yakınların olan anne, baba, eş veya kardeşler manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu nokta da birinci dereceden yakınlık kuran herkesin dava açma hakkı bulunur.

Bir trafik kazasında yaralanmalı trafik kazası gerçekleştiyse, bu nokta da maddi tazminat talep etme hakkı hiçbir yakında bulunmaz. Sadece trafik kazasında kalıcı bir sakatlık ve iş göremezlik durumu oluşmuşsa kişi kendi adına maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

 

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

Maddi ve manevi tazminat davası söz konusu olduğunda, davanın muhatabı kişi ya da kurumlar olacaktır. Örneğin belediye otobüsü bir kaza yaptığında otobüs şoförünün kendisine maddi ve manevi tazminat davası açılmaz. Belediye aleyhine dava açılır. Bu nokta da belediye çalışanı kusurluysa belediye iç işleyişinde zararı şoförün alacaklarına yansıtabilir. Fakat kazaya maruz kalan birey bu karmaşa ile muhatap olmayacaktır.

Fakat aynı belediye şoförü, kendi aracı ile kaza yaptığında kazanın muhatabı belediyeye değil şoförün kendisine dava açmaktadır. Kaza zede kurumun kendisine dava açmakla yetinebileceği gibi, kazadan şoförü ve sigorta şirketini de sorumlu tutarak dava açabilir.

Doktor hatasından dolayı açılan tazminat davalarında da yine durum aynıdır. Hastane ilk muhatap olmak koşulu ile doktor, hastane, sağlık bakanlığı ya da bir vakıf hastanesiyse vakfın kendisine dava açılabilir. Bu nokta da toplam tutar ilgililer arasında anlaşılarak hastaya ödenir. Tazminat davalarında her kuruma ayrı miktarlarda dava açılması da mümkündür.

 

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Nerede Açılır?

Maddi ve manevi tazminat davası, dava açılacak kişi ya da kurumun ikametgahının olduğu mahkemeye açılmaktadır. Tazminat davaları asliye hukuk mahkemesine açılır. Eğer davada birden çok kişi ve kurum hedef alınıyorsa, her hangi bir muhatabın ikametgahına en yakın asliye hukuk mahkemesine başvurmak yeterli olacaktır.

 

Manevi Tazminat Şartları Nelerdir?

Manevi tazminat, sadece kişilik haklarının saldırıya uğradığı durumlarda açılabilir. Kişilik değerlerine yapılan saldırı ile kişinin yakınlarına yapılan saldırılardan dolayı da manevi tazminat davası açılabilir. En sık açılan manevi tazminat davalarını şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Kişinin yakınının öldürülmesine karşın öldüren kişiye manevi tazminat davası açma hakkı
  • Kişinin hatalı bir uygulama ile sağlığını kaybetmesinden sonra tazminat davası açma hakkı
  • Kişinin ruh sağlığını bozan söylemler ve hakkında özel hayat sınırlarında kalması gereken durumların paylaşılması karşısında dava açma hakkı

En sık karşılaşılan manevi tazminat davası türlerindendir. Tazminat davalarında amaç, bireyin değerlerinin korunmasını güvence etmektir. Sizi üzen her durum size tazminat davası açma hakkı tanımayabilir. Manevi tazminat davası açmak için kişilik haklarınızın ihlali gerekmektedir. Komşular arasında yaşanan gerilimler bazen manevi tazminatı gerektirirken bazen de tazminat gerektirmez. Zira komşuluk bir takım zorunluluklara katlanma ve rahatsızlıklar eğer makul sınırları aşmıyorsa katlanma yükümlülüğü taşır. Örnek olarak evde yapılan bir onarım; Eğer makul sayılacak sınırlarda gürültü yapıyorsa tazminat davası manevi koşullarla açılamaz.

 

Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Davalar için otomatikleşen yani kesinleşmiş tazminat miktarı yoktur. Her durum kendi özel hikayesini taşıdığı için, her durumda uygulanacak tazminat miktarı birbirinden farklı olacaktır. Fakat manevi tazminat miktarına ilişkin bir takım kriterleri şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Somut durumun taşıdığı özellikler
  • Tarafların sahip olduğu mali durum
  • İki tarafın olaydaki kusur oranları
  • Paranın satın alma gücü
  • Manevi tazminat için talep edilen miktar
  • Tazminat vereni fakirleştirmemeli
  • Tazminat alanı zenginleştirmemeli

Hakim, Bu kriterler doğrultusunda bir tazminat oranı belirlemektedir. Örnek ile açıklamak gerekirse; Bir kazada parmağını kaybeden kişi ile ayağını kaybeden kişinin maluliyeti eşit derece de değildir. Bu nedenle tazminat miktarları da eşit derece olmayacaktır.

 

Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Maddi tazminat, daha somut cevapları olan bir sorudur. Maddi tazminatı hesaplamak için değişmeyen kriterlerden söz etmek mümkündür. Matematiksel hesaplamalar ile maddi tazminat oranı hesaplanabilir. Maddi tazminatta sonucu belirleyen unsurları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Uğranılan maddi zarar
  • Kusur oranı
  • Maluliyet oranı.

Örnek bir hesaplama da kişinin uğradığı maluliyet oranını %60 olarak esas alalım. Maluliyet yaşayan kişinin de %20 hatalı olduğunu var sayalım. 30 Yaşında olan bir bireyin bu durumla karşılaştığında aldığı aylık maaşın da 3000 TL olduğunu düşünelim. Bu değişkenlerle bir işlem yaptığımda sonuç şu şekilde olacaktır.

Bireyin 72 yaşına kadar çalışabilir durumda olduğu kabul görmektedir. 65 yaşına kadar devam eden aktif 65-72 arasında da pasif çalışma süresi olan kişinin 30 yıl devam edecek aktif çalışma yılı 7 yıl da pasif çalışma yılı olacaktır.

 

Bu durumla karşı karşıya kalan kişinin kaybı her ay için farklı hesaplanır. %20 kusur oranının ana miktardan düşülmesi gerekmektedir. %20 Düşüldüğünde 2400 Aylık kazanç hesaplanan kişinin 2400 TL x 60/100 = 1440 TL her ay gelir kaybına uğradığı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda 17.280 Lira yıllık kayıp yaşayan birey sonucu 37 yıl ile çarptığımızda 639.360 Türk lirası maddi tazminat almaya hak kazanır.

Her tazminatta %30 iskonto yapılmaktadır. Bu da anaparadan %30 kesilmesi anlamını taşır. Bu durumda tazminat alacak kişinin eline net geçen para 447,552 Türk lirası olacaktır. Buna ek olarak kaza sonrasında sigorta tarafından bağlanan gelir yani maluliyet maaşının sermayesi örnek olarak 50 bin Türk lirası ise bu ücrette yine ana paradan düşülmektedir. Fakat maaş ömür boyu ödenmeye devam etmektedir.

Sizde tazminat davaları ile ilgili detaylı bilgi almak için İş ve İş Hukuku Avukatı sayfamızı ziyaret edin.