İş hukuku davalarında avukat arıyorsanız. İş mahkemesi davalarınızda hızlı çözümler için hemen bizi arayın İş Hukuku Avukatı olarak davanızı çözelim.

İş hukuku avukatı, çalışma dünyasında, işçi ve işveren arasındaki bütün ilişkileri yasal olarak takip etmekle görevlendirilen avukattır. İş hukuku avukatları hem işveren hem de işçilerin haklarının korunması için çalışabilir. Fakat aynı iş yeri ile ilgili hem işveren hem de işçi avukatı görevini tek bir avukat üstlenemez.

İş hukuku avukatı, çalışma alanlarına baktığımızda; Yasalarca belirlenmiş olan çerçevede işçi ve işveren taraflarının birbirine olan görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği durumlarda haksızlığa uğrayan tarafı savunmakla yükümlü olduğunu görmekteyiz. İş kanunları ile kuralları belirlenen çalışma alanında yaşanan aksaklıklarda işleyişin adil bir şekilde sürmesi için hukuki destek hem işçi hem de işveren tarafına lazım olabilmektedir. İhtilaflara düşen tarafların anlaşmazlıkları yasalar çerçevesinde çözebilmesi ve bu anlaşmazlıkların minimuma indirilmesi, İş hukuku yasalarının tam ve eksiksiz uygulanması ile sağlanabilir.

İş Hukuku Avukatı Nedir?

Uzmanlığını iş hukuku alanında gerçekleştirmiş olan, işçi haklarını koruma konusunda bilgilerini tecrübelerle geliştirmiş avukatlara işçi avukatları denir. Hukuki koşulların devreye girmesine neden olan işverenin üzerine düşen hükümleri yerine getirmediği durumlarda işçi avukatı devreye girerek hukukun işlemesi ve işçinin savunulmasını sağlar.

Maddi çıkarlar uğruna süren yaşam döngüsü içinde ekonomik sebepler üzerinde bir anlaşmazlık oluştuğunda çözüm çokta kolay olmayabilir. Genel olarak ekonomik durumu daha kısıtlı olan işçilerin bu nokta da adil yargılanması ve savunulması için en az işveren ile eşit şartlarda bilgi, birikim ve tecrübeye sahip savunucuları hak koruyucuları olmalıdır.

Bazı durumlarda işverenlerin işçi haklarını görmezden geldiği bilinçli bir şekilde hakların gasp edildiği bilinmektedir. Bu tür işverenler bu eylemleri bilinçli yapar. Bazı durumlarda ise bilinçsizce işçinin haklarını ödemeyen işverenlerde eylemleri bilgisizlikten yapmaktadır. Bu nokta da iş hukuku ve işçi avukatları, taraflara yasaları ve yasaların hükümlerini uygulatma konusunda bir bakıma motive eder bilgilendirir.

İşçi haklarının korunması devlet otoritesi ile korunmaktadır. Ne yazık ki pek çok işçi sahip olduğu haklardan bihaberdir. Bu durumda da farkında olmadan hayatları ile ilgili ciddi kayıpları fark etmeden yaşamaktadır. Söz konusu hakların korunması ve eksiksiz işçiye iadesi için işçi avukatı olmazsa olmazlardandır.

İşçi Hukuku Avukatı İşçi ve İşverene Nasıl Fayda Sağlar?

İş hukuku avukatı, İşçi ve işveren arasında yaşanan anlaşmazlıkların genel olarak sebepleri, işverenin bir takım ücretleri ve tazminat taleplerini yerine getirmemesinden kaynaklanan mağduriyetleri gidermek için hizmet sunar. En doğal hakkı olan emeği ve iş gücünün karşılığı olan alacaklarını talep eden işçi yasal haklarını kullanmak zorundadır.

İşten çıkarılan işçinin söz konusu haklarını alabilmesi için bir takım hukuki gerçeklerle yüzleşmesi gerekmektedir. Öncelikli olarak işverenin haksız fesih yaptığını ya da mesai yaptırdığı halde mesai ücretini ödemediğini kanıtlaması gerekir. Tazminat gerektirecek konular iş kanunlarında açıkça belirlenmiştir. Bu kanunlara bağlı olarak işverenin haklı ya da haksız olduğunun kararını mahkemeler verebilir. Öncesinde işçinin işçi avukatı ile görüşüp konuyu tüm netliği ile anlatması gerekmektedir. Eğer işçi davasında haklıysa ve tazminatı almayı hak ediyorsa, iş avukatı bu nokta da olaya müdahil olur ve işçinin haklarının alınması için savunmayı üstlenir.

İş mahkemeleri, davalarda sunulan beyanlara ek olarak sunulan delil ve şahitlerin durumuna göre karar almaktadır. Bu nedenle uzman bir işçi avukatının sunacağı delillerin mahkemede taşıyacağı önem paha biçilmezdir. Bu nedenle hangi verinin delil olabileceğini ve taşıyacağı önemi işçi avukatları planlamalıdır. Genel olarak davalar başlamadan önce anlaşmazlığın çözülmesi için işçi ve işveren avukatı görüşme yapar. Bu nokta da işçi eğer görüşmeyi yalnız gerçekleştirirse büyük ihtimalle bilmediği hakları ile kayıp yaşayacaktır. Bu nokta da işçi avukatı ile görüşmeyi yapan işçi görüşmede mahkeme açılmadan dahi haklarını eksiksiz alabilir.

 iş hukuku avukatı

İşçi Avukatının Görev Aldığı Davalar

İş Hukuku avukatları, sadece işin yapılışı ve bu yapılışa bağlı olarak oluşan uyuşmazlıkta görev üstlenir. Örneğin işveren ve işçi arasında bir kavga oluşmuşsa bu nokta da tarafların yaşadığı anlaşmazlık iş hukukunun ötesine taşınmıştır. İşçi avukatlarının görev ve sorumluluklarını şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Kıdem ve ihbar tazminat davası
  • İş kasası tazminat davası
  • Meslek hastalığı tazminat davaları
  • İşe iade davası
  • Sigortasız çalıştırılan işçi davası
  • İş sözleşmesine aykırılık davası
  • Maaş ve ücret alacağı davası
  • Kullandırılmayan yıllık izin ücreti alacak davası
  • Ödenmeyen mesai ücreti alacak davası
  • Resmi tatil ve haftalık izin ücreti davası
  • Mobbing davası

Kıdem Ve İhbar Tazminat Davası

Kıdem tazminatı, işverenin işçisine ödediği tazminat türlerinden bir tanesidir. Gerekli koşulların oluşması halinde işveren işçisine çalıştığı dönem boyunca edindiği kıdemin karşılığına gelen tazminatı ödemek zorundadır.

İşçi iş yeri için çalışır ve çabalar. İşin büyütülmesinde katkısı olduğu için kıdem kazanır ve bu aynı zamanda kıdem tazminatı alma hakkını doğurur. Bu hak ise her işçide bulunmaz. Bunun için gerekli olan üç şart vardır. Bunları şu şekilde maddeleyebiliriz.

  • 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde işçi statüsünde bulunmak gerekir.
  • En az bir yıl çalışma şartı da bu maddeler içinde bulunmaktadır.
  • Son olarak haklı fesih şartı da yine bu hakların elde edilmesi için gerekmektedir.

Bu şartlar oluştuğunda işçi eğer haklarından mahrum bırakılıyor ve zarara uğratılıyorsa kıdem tazminatı davası açma hakkını elde eder.

İş Kazası Tazminat Davası

İş kazası tazminat davası da yine adliye salonlarının çokça karşılaştığı davalardan bir tanesidir. Bu tür davalar yine işçi ile işveren arasında geçmektedir. İşverenin yerine çalışan işçi her hangi bir nedenle işe bağlı olarak yaralanırsa veya hayatını kaybederse, kendisine veya yakınlarına iş kazasına bağlı tazminat davası açma hakkı doğar.

Tabi bu davanın açılabilmesi için bazı şartlarda vardır. Bunları şu şekilde maddelemek mümkün.

  • İşçi işverene ait çalışma mekanında fiziki veya ruhsal bir zararla karşılaşmışsa dava açma hakkı kendisinde doğar. Ve unutmadan ekleyelim bu haklar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 13. Maddesinde yazmaktadır.
  • İşçi işveren tarafından çalışma alanı dışında bir yere gönderilmişse ve bu süre zarfında işçi bir zarara uğramışsa yine dava açma hakkı kendisinde doğar.
  • Bir diğer düzenlemede emziren kadın işçiler ile alakalı. Eğer kadın işçi çocuğunu emzirdiği sırada her hangi bir şekilde zarar görürse dava açma hakkına sahip olacaktır.
  • İşverenin sağladığı her hangi bir taşıtla işe geliş gidiş sırasında yapılan kazalarda yine işçinin tazminat davası açma hakkını doğuracaktır.

kıdem tazminatı

Meslek Hastalığı Tazminat Davaları

Öncelikle tazminat bölümüne geçmeden önce meslek hastalığı kısmında durmamız daha doğru olacaktır. Meslek hastalığı, çalışanın iş koşulları veya işe bağlı diğer nedenler sebebiyle geçici veya sürekli olarak yaşadığı ruhsal, bedensel sorunlardır.

Gündelik çalışma hayatımızda çok fazla karşımıza çıkan meslek hastalığı işçinin bir işte çok fazla zaman harcaması, işin koşullarının sağlık şartlarına uygun olmaması veya zorlaması gibi etkenlerden meydana gelebilir. İşçi yaptığı mesleğin sonucu olarak geçici veya sürekli olarak hastalanabilir ve bu süreç sonunda maddi manevi tazminat davası açabilir.

Meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davası ise bu şartlar altında olan çalışan ve işçinin maddi manevi kayıplarını tazmin edebilmek için açabileceği dava türüdür.

İşe İade Davası

İşe iade davası, belirli statülerdeki iş alanlarında çalışan işçilerin neden belirtilmeden veya haksız bir nedenle işten çıkarılması durumunda işverene açabileceği davadır.

Bu tür davalarda asıl odak noktası davanın açılmasından ziyade davanın kazanılmasına yönelik olmalıdır. İşçi haksız yere işten çıkarıldığını savunabilecek argümanlara sahip olmalı ve bunu mahkemeye sunmalıdır. Bununla birlikte işe iade davasının şartları konusunda da bilgi sahibi olması gerekir. Bu bilgiler şöyle sıralanabilir.

  • İşçinin işverenle arasında olan sözleşmenin belirsiz süreli olmasıdır. Birinci şart budur.
  • İşçinin işe iade davası açabilmesi için en az 6 ay kıdeme ihtiyacı vardır.
  • Bir diğer boyutta işveren boyutu. İşçi bu tür bir dava açmak istiyorsa işten çıkarıldığı günü çalıştığı yerde en az 30 kişinin çalışıyor olması gerekmektedir.
  • İşverenin işçiyi çıkarması konusunda haklı bir sebep olmamalıdır. İşten atılan çalışan ise bu haksızlığı ortaya koymak ile yükümlüdür.
  • İşte atılan kişinin işveren vekili pozisyonunda olmaması gerekir. Bunu biraz daha açmamız gerekirse atılan işçinin eleman alma veya elemanları işten çıkarma gibi bir yetkisinin olmaması gerekmektedir.

Sigortasız Çalıştırılan İşçi Davası

Sigortasız çalıştırılan işçilerin birçok hakkı vardır ve gerektiği takdirde bunları işverene karşı kullanabilir. Sigortasız çalışan işçilerin her anlamda mağduriyetler yaşadığını söyleyebiliriz. Sigortalı olmanın getirdiği avantajlardan de ayrıcalıklardan faydalanamayan işçi aynı zamanda emeklilik yaşını da bir hayli geciktirmiş oluyor.

Tabi bu tarz şikayetlerin de birkaç kuralı var. Bunlardan bir tanesi işçinin işten çıkmamış olmadan bu şikayeti yapıyor olması. Eğer dava sonucunda işli lehine bir sonuç çıkarsa işveren hakkında idari para cezası uygulanabilmektedir.

İş Sözleşmesine Aykırılık Davası

İş sözleşmesinin genel olarak tanımı işçinin iş görevini yerine getirmeyi, işverenin de ücret ödeme konusundaki görevini yerine getirmeyi kabul ettiği yazılı beyannamedir. Ve bu beyanname iş süresi boyunca iki tarafa da sorumluluklar yüklemektedir.

Bu sorumluluklar iki tarafı da bağlar. Bu sebeple işçi veya işveren kaynaklı iş sözleşmesinde yazan hükümlere aykırı bir hareket gerçekleşmesi durumunda iş sözleşmesine aykırılık davası açılabilir. İşveren tarafından sözleşmeye aykırı bir karar alındığında İş Kanunu hükümleri veya Borçlar Kanunu hükümleri devreye girebilir. İşveren kanunlarda belirlenen miktarlarda idari para cezasına çarptırılabilir.

Kullandırılmayan Yıllık İzin Ücreti Alacak Davası

İş Kanunu’na dayanarak işçilerin hakları güvence altına alınmıştır. Bunlardan bir tanesi de kullanılmayan yıllık izin ücretidir. 4857. Sayılı İş Kanunu’nun 50. Maddesi uyarınca işçi iş yerinde çalıştığı en az bir yılın sonunda yıllık ücretli izin hakkı elde eder.

Aynı sayılı iş kanunu düzenlemesine göre iş sözleşmesi her hangi bir sebeple sonlanırsa işçi kullanmadığı yıllık izin sürelerinin ücretlerini alma hakkına sahiptir. Eğer bu ücretlerin ödenmesi konusunda bir zarara uğramışsa kullandırılmayan yıllık izin ücreti alacak davası açılabilir.

ihbar tazminatı

Ödenmeyen Mesai Ücreti Alacak Davası

Öncelikle bilmemiz gerekir ki yasalarla birlikte işçileri özlük hakları koruma altına alınmıştır. Mesai ücretleri de bunlardan bir tanesidir ve bu ücret işçilerin haklarından bir tanesidir.

Çalışma sözleşmesi ile birlikte belirlenen alacak tutarı asıl ücret olarak da bilinmektedir. Bu ücretin alınamadığı durumlarda işçi isterse ödenmeyen mesai ücreti alacak davası açabilir. Bu dava da tabi ki iş hukuku avukatı yardımı almak da prosedürlerin kolayca aşılması konusunda sizlere yardımcı olacaktır.

Resmi Tatil Ve Haftalık İzin Ücreti Davası

Resmi tatiller işçilerin bayram günleridir diyebiliriz. Eğer sözleşmede bugünlerde çalışılacağına dair bir ibare yoksa işçi tatil yapmakta özgürdür. Eğer çalışılması yönünde bir anlaşma var ise işçi aldığı maaşın gün bazında oranını alma hakkına sahiptir.

Yasalarda bulunan düzenlemelere göre resmi tatillerde işveren işçiyi çalışmadığı için işten çıkaramaz. Bu durum kesin hükümler ile karara bağlanmıştır. Eğer işten atılma gibi bir durum oluşmuşsa yukarıda anlatmış olduğumuz işe iade davası devreye girebilir ve işçi haklarını bu davada savunabilir.

Kısacası resmi tatillerde işçi sözleşmesine çalışmamam ibaresi ekletmişse çalışmamakta serbesttir. İşveren işçisini bu şartlarda çıkaramaz. Resmi tatillerde çalışabilmesi konusunda bir sözleşme imzalanmışsa da bu kez gündelik kazancı normal kazancının üstüne eklenerek işçiye verilir. Bu konularda eksik veya maddi manevi zarar oluşması durumunda resmi tatil ve haftalık izin ücreti davası açılabilir.

Mobbing Davası

Öncelikle mobbingin kelime anlamına bakalım. Mobbing, işçinin veya çalışanın türlü baskılarla işten soğutulması ve ayrılmasına zorlama durumuna denir. Ve ispatlandığı takdirde gerçekleştiren kişi hakkında uygulanacak yaptırımlar vardır.

Son yıllarda biraz daha fazla duymaya başladığımız mobbing olayının öncelikle iş yerinde olması gerekmektedir. Eğer işçi bu baskıya uğradığının farkına varırsa elindeki argümanlar ile birlikte mobbing davası açabilir. Bir nevi aslında psikolojik tacizidir. Bu genellemenin içine şu maddeler eklenebilir

  • Hakaret edici konuşmak
  • Gurur kırıcı ifadeler kullanmak
  • Söz kesmek
  • İletişimin kökten kesilmesi durumu
  • Dışlamak
  • Doğru olmayan imalar
  • Sürekli görev değişimi
  • Sürekli görev yeri değişimi
  • Niteliksiz işlerin verilmesi
  • İtibar kaybına uğratılması
  • Tehdit
  • Fiziksel şiddet

Mobbing unsuru olarak görülebilir ve işçi bunları kendisi üzerinde uygulayan kişi veya kurumlara mobbing davası açarak hakkını savunabilir.

İş Mahkemelerinde En Çok Alınan Davalar

İş mahkemelerinde birçok dava karşımıza çıkabilmekte ancak bunlardan birkaç tanesini özellikle ön plana çıkıyor. İşte iş mahkemelerinde en çok alınan davalar.

İş İlişkilerinden Doğan Alacak Ve Tazminat Davaları

İş mahkemelerinde en sık görülen davaların başında alacak ve tazminat davaları gelmektedir. Özellikle işçi ve işveren arasında meydana gelen uyuşmazlıkların sonucu olarak böyle bir durum karşımıza çıkıyor. Bu davalar yıllık ücretli izin alacağı, ücret alacağı, ihbar ve kıdem tazminatı gibi konular üzerinde gerçekleşir ve genellikle işçi ile işveren arasında meydana gelir.

Hizmet Tespiti Davaları

Genel olarak hizmet tespiti davaları da karşımıza en çok çıkan dava türlerinden bir tanesidir. Özellikle sigortasız işçi çalıştırmanın işçi üzerinde oluşturacağı dezavantajlı durum üzerinden meydana gelen davalarda çalışanlar dava sonucuna göre sigortalı çalışan statüsüne geçebilmektedirler.

İşe İade Davaları

İş güvencesi kavramının yasalarca belirlenmesi ve işçi haklarının korunmaya başlaması ile işe iade davaları da belirli miktarda artış göstermiştir. Bu davaların başlıca sebebi işverenin haklı bir neden göstermeden çalışanını işten çıkarma durumudur. Çalışan böyle bir durumda iş hukuku mahkemesine başvurarak işe iade davası açabilir. Eğer işçi haklı bulunursa işveren idari para cezası yaptırımı ile karşı karşıya kalabilir.

İş Avukatı İstanbul Adliyelerinin Yetkileri

İş hukuku avukatı İstanbul gibi işçi ve işveren oranının yüksek olduğu metropollerde artık daha fazla karşımıza çıkan meslek grupları olmaya başladılar. Peki, iş hukuku avukatlarının yetki ve görevleri nelerdir?

Öncelikle İş Hukuku Mahkemelerinin genellikle işçi ve işveren veya iki işveren arasında gerçekleştiğini bilmemizde fayda var. Günümüzde de artık her firmanın özel bir avukatla çalıştığını var sayarsak davanın bir tarafı olan işçilerin iş hukuku avukatlarından kesinlikle faydalanması gerekmektedir.

Bu tarz davalar birçok türde görülebileceği için farklı prosedürlerin işletilmesi gerekmektedir. Bu prosedürlerin deneyimli bir avukatla yürütülmesi hem sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de işçi üzerinde ki psikoloji yükü hafifletir. Ve aynı zamanda haklılığını ve ortaya attığı iddiaları ispat etmek zorunda olacağı için avukat yardımıyla bu daha kolay gerçekleştirilebilir.

İş hukuku avukatlarının bir diğer görevi de işçi ve işveren arasında köprü almak bilgi alışverişi konusunda sağlam temellerin atılmasını sağlamaktır. İletişim kanallarının kopmaması gereken zamanlarda avukatlar devreye girerek bu sorunu ortadan kaldırabilir.

Ecrimisil Davası Nasıl Açılır?

ecrimisil davası nasıl açılır

Ecrimisil bir malın veya taşınmazın onu kullanmaya ve onun üzerinde haksız olarak kullanıp asıl hak sahibine ödemesi gereken haksız işgal tazminatıdır. Haksız kullanımdan doğan zararların ve elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerin karşılığını ödemek zorunda kaldığı tazminattır. Haksız yere bir malı kullanan kişiler için haksız işgal tazminatı şeklinde de belirtilir. Hukukta ecrimisil olarak geriye dönük hesaplanan tazminatların işgalden önce durumu elde edilebilecek gelirle hesaplanır.

Kısaca hak sahibinin malını izin almadan kötü niyetli ve haksız bir şekilde kullanan kişilerden talep edilen tazminatlardır. İyi niyetli olmamak ve izni dışında kullanmak bu tazminat davalarında temel unsurdur. Ecrimisil davaları Gayrimenkul hukuku içerisinde değerlendirilir ve TMK’da 995.Maddede  şu şekilde düzenlenmiştir ;“İyi niyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.”

Ecrimisil Şartları Nelerdir ?

Ecrimisil davasında öncelikli şartlar Türk Medeni kanununca belirlenmiştir. Aşağıda sizler için ecrimisil şartlarıbilgileri yer almaktadır ;

-İzinsiz kullanım, taşınmazın sahibinin izini olmaksızın kullanıyor olmasıdır. İnşaat ve benzeri uygulamalar da izinsiz kullanıma tabiidir. Kısaca malikin veya maliklerin izni olmadan taşınmaz malın kullanıma tabii tutulması durumunda ecrimisil davası açılır.
-Taşınmazlarda kira sözleşmesinin süresi bittiği halde kiracının taşınmazda kullanımını sürdürmesi ecrimisil şartları arasındadır.
-Ecrimisil davalarında mal sahibinin haksız işgali eylemi olması gerekmektedir. Mal sahibi zararının durumunda da geçerlidir.
-İşgalcinin kötü niyeti ecrimisil şartları arasında sayılmaktadır. Kötü niyet; durumdan haberdar olduğu halde eylemi halen sürdürmektir.
– Ecrimisil davaları ile geriye dönük zararların en fazla 5 yıllık bölümünden faydalanabilir.
Ecrimisil davası açmak için işgalciye ecrimisil ihtarnamesi  gönderilmesi gerekmektedir. Karşı tarafın bu durumda haberdar edilmesi için yapılan ihtarnameye işgalci itiraz edebilir. 30 gün süre ile itiraz edebilir, bu süre geçtikten sonra aleyhine sonuçlar doğurur. İhtarname sonrası Mal sahibi Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle sonraki süreçlerde bu mahkemelerde işgalci ile arasındaki problemi çözebilir.

Ecrimisil Dava Süreci

Ecrimisil davası nasıl açılır? sorusuna yukarıdaki başlığımızda ve şartları taşınıldığında başvuru yapılabilir. Dava sürecinde deliller toplanır, mahkeme yoğunluğu, duruşma sayısı ve duruşma aralıkları gibi değişkenler nedeniyle dava süreciyle ilgili zaman konusunda bir net süre vermek mümkün değildir. Dava açabilmek için yukarıdaki şartları taşıyan malikin Asliye Hukuk Mahkemesine dava dilekçesi ile başvuru yapması gerekmektedir. Haksız fiiller durumunda zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak normal durumlarda 5 yıldan fazla beklememesi gerekir. Bu süre zarfından sonra ecrimisil davası zamanaşımı süresini tamamlamış olur. Dava açıldıktan sonra tazminat bedeli hesaplanır. Tazminat bedelinde geriye dönük olarak hesaplama yapılır. Malın kira bedeli tazminat bedeli hesaplanırken deliller niteliğinde paylaşılır. Tazminat için malın geriye dönük 5 yıl içerisindeki kira bedelleri hesaplanır. Daha uzun süre belirlendiğinde ise aynı şekilde tazminat 5 yıllık olarak kalır. İşgalci malı işgal etmeye devam etmesi durumunda ise dava açıldıktan sonra hakkın iadesi için yeniden yetkili mahkemeye başvuruda bulunması gerekir. Ecrimisil davalarında değer belirlenirken şu etmenler dikkate alınır; bedelin yüzölçümü, niteliği, verimi, altyapı yararlanması, merkeze yakınlık, rayiç değerinin tespiti, işgalciden önce kullanılmasında elde edilecek olan tahmini gelir. Bunların hepsi hesaplandıktan sonra taşınmazın bedeli hesaplanır. Ecrimisil tazminatında davalı itiraz eder ise davacı yani taşınmazın sahibi veya sahipleri haksız işgalin ispatı gerektirir.  İşgalin kanıtlanması süresinde işgalin ne kadarını da kapladığını göstermelidir. Kapladığı işgalin yanında işgal süresini de belirtmesi gerekir. Malın işgal değeri hesaplamak yanında bir de bilirkişi tespiti olması gerekir. Takip gerektiren ve daha sonra karar verilcek olan ecrimisil üzerinden harç ödenir. Ecrimisil miktarına göre harç masrafları da artış gösterir. Bazen bu davalarda oldukça masraf gerektirir. Dava taraf sayısının fazla olması vesaire bu tarz etmenler sayesinde masraflar artar. Tüm bu işlemlerde dava  sürecinden peşinen bir gider avansı alınır. Dava açılırken belirlenemeyen ecrimisil bedellerinde dava sonrası  bedel tespit edileceğinden mahkemece bu harç miktarı taraflara iletilecektir.

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

mal ayrılığı sözleşmesi

Mal Ayrılığı Sözleşmesi, halk arasında Evlilik sözleşmesi olarak bilinen sözleşmedir.  Fakat bu iki terim aslında birbirlerinden farklıdır. Mal ayrılığı, Evlilik Sözleşmesi yapılırken seçilebilecek bir türdür. Evliliğin ölüm ya da boşanma nedenleriyle bitmesi durumunda, mal varlıkları üzerinde oluşacak uyuşmazlıkları önlemek ve eşlerin devlete yönelik borçlarından karşı tarafın borçlarından sorumlu tutulmamaları için yapılmaktadır. Sözleşme, ya yeni bir mal rejimi sözleşmesinin yapılması ya da eşlerden birinin ölümü nedeniyle sonlandırılabilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 4721 sayılı maddesine göre dört ayrı evlilik sözleşmesi türü vardır. Bunları tek tek inceleyecek olursak ilk olarak en çok tercih edilen mal ayrılığı rejimi ile başlayabiliriz. Bu rejimde taraflar sözleşmede şahıslarına ait tüm varlıkları korumak istediklerini ve eşleri ile paylaşmak istemediklerini belirtirler. Yasal sınırlar dâhilinde onları yönetme hakkına sahiptirler. Devamını Oku

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Verasette İntifa Hakkı

Verasette İntifa Hakkı

Veraset; bir kimsenin ölümünden sonra malvarlığının kanuni mirasçılarına ne şekilde intikal ettirileceğini içeren ilişkidir. Bunun belgelendirilmesine de veraset belgesi denir. Veraset için mirasın el değiştirmesi de denilebilir. Verasette intifa hakkı, başkasına ait bir mal, bir gayrimenkul üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma hakkı sunan bir irtifak hakkıdır. İntifa hakkı, bir taşınmaz malda ömür boyu fayda sağlamayı sağlayan bir haktır. İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar veya başka haklar üzerinde kurulabilir. Ayrıca intifa hakkı, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan mal kapsamına girmekte olup aksine bir hüküm olmadığı sürece mülkiyet kanunları uygulanır, bir kişiden diğer bir kişiye intikali durumunda da vergiye tabi tutulması gerekli görülmüştür.

Verasette intifa hakkı da Medeni Kanun ile düzenlenmiştir. Kanuna göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 795’inci maddesinde, “İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur.’ hükmü yer almaktadır.

 İntifa hakkının kurulması ile gayrimenkulün değerinde bir değişim olmaz. İntifa hakkı verilmesi ile gayrimenkulün sahibi malın öz değerini kendisine ait tutmakla birlikte, bundan arlanmama hakkını belirli bir kişiye kanuni olarak vermektedir. Verasette intifa hakkı olan bir kişi o maldan ömür boyu dilediği gibi yararlanma hakkına sahiptir ve bunun yanında o maldan başkalarını da yararlandırabilir.  Verasette intifa hakkı tapu siciline de işlenen bir haktır. Dolayısıyla gayrimenkul satılsa dahi intifa hakkı kaybolmaz ve gayrimenkulün yeni sahibine karşı da bu hak ileri sürülebilir. İntifa hakkı ancak veraset sahibi kişinin sözleşmeyle sınır koymasıyla sınırlara tabi olabilir.  İntifa hakkı kişilerin yanında şirket, dernek vb. tüzel kişilere de verilebilen bir haktır.  

Verasette intifa hakkı üç şekildedir;

-kanuni olarak: kanunda öngörülmüş olan intifa haklarıdır. Kanuni olarak intifa hakkı henüz tapuya tescil edilmemiş dahi olsa durumu bilenlere karşı ileri sürülebilen bir haktır. Örneğin; kocanın karısının malları üzerindeki intifa hakkı,  miras hukukunda sağ kalan eşin intifa hakkı ve ana-babanın velayetleri altındaki çocuğun malları üstündeki velayet hakkı bu tür intifa haklarındandır.

-sözleşme ile: bir taşınmazın intifa hakkı resmi senet düzenlenerek tapuya tescil ettirilmesi ile mümkün olmaktadır. 

-mahkeme kararı ile verilmektedir.

 

Veraset İntifa Hakkı Nasıl Kurulur?

İntifa hakkının her halde tapu siciline işlenmesi gereklidir. Bunun için belirli belgelerle tapu müdürlüğüne başvurulması gerekir. Bu belgeler şu şekildedir:
-Tarafların fotoğraflı kimlik ve pasaportları,

-bir mahkeme kararı varsa kesinleşmiş mahkeme kararı,

-belediyeden alınan rayiç değer belgesi,

-Taşınmaz malın tapusu,

-taraflara ait birer fotoğraf,

-bina niteliği taşıyan gayrimenkullerde zorunlu deprem sigortası. 

Belediyeden alınan değer belgesine göre her iki taraf da belli oranlarda tapu harcı ödeyerek işlem tamamlanır.

 

Verasete İntifa Hakkı Sahibinin Sorumlulukları Nelerdir?

İntifa hakkı kişiye yalnızca kullanma ve yararlanma imkânı verir. İntifa hakkı sahibi taşınmaz malı kiraya verebilir. Ancak intifa hakkı sahibi taşınmaz malı satamaz veya ipotek ettiremez. Ancak mal sahibi öldüğünde intifa hakkı sahibin mirasçılarına bu hak geçmez. Kuru mülkiyete dönüşür ve mal sahibinin mirasçılarına kalır. İntifa hakkı olan kişi bu malı devretme hakkına sahip değildir. İntifa hakkına sahip olan kişi taşınmazın özüne zarar verici işlemler yapamaz ancak taşınmazın bakımı ve onarımından sorumludur. Aynı zamanda ödenmesi gereken ergi ve harçlarda da intifa hakkı sahibi sorumludur. Bununla birlikte olağanüstü masraflardan ise mal sahibi yükümlüdür. 

 

Eğer taşınmaz malın korunması için birtakım onarma gibi faaliyetler gerekiyorsa intifa hakkı sahibi bunu mal sahibine bildirerek izin almak zorundadır. Mal sahibi de bu durumda izin vermek zorundadır. 

İntifa hakkı sahibi malı kullanırken bir yönetici gibi özenle davranmalıdır. Malın normal kullanımı içerisinde olan aşınma ve eskimelerden intifa hakkı sahibi sorumludur ve malı bulduğu haliyle mal sahibine teslim etmelidir. Ayrıca intifa hakkı sahibi, hakkı dışındaki sınırlarda elde ettiği ürünlerin bedelini de ödemekle yükümlüdür. Bunlara karşılık yaşanabilecek her türlü uyuşmazlıkta ise hem mal sahibinin(malikin) hem de intifa hakkı sahibinin tazminat davası açma süresi malı teslim aldıktan sonraki 1 yıldır.

 

İntifa Hakkı Nasıl Sona Erer?

Verasette intifa hakkının sona ermesi konusuna göre çeşitlilik göstermektedir. Gerçek kişiler için ölüm halinde intifa hakkı sona erer. Tüzel kişilerde ise intifa hakkı 100 yılı aşmamak kaydıyla bir süreye bağlanır.  Bununla birlikte intifa hakkını bitiren genel nedenler şu şekildedir;

-mahkeme kararı olması,

-taşınmaz malın kamulaştırılması kararı,

-taşınmaz malın tamamen yok olması,

-taşınmaz malın cebr-i icra yoluyla satılması durumu,

-yasal şartların ortadan kalkması,

-ölüm veya kişiliğin ortadan kalkma hali,

-intifa hakkının feragati,

-intifa hakkı belirli bir süreye bağlanmışsa sürenin dolması gibi hallerde intifa hakkı son erer.

Verasette intifa hakkı çokça ayrıntı barındıran ve mevzuata hakim olunmasını gerektiren hukuk dallarından biridir. İntifa hakkı konusunda birçok uyuşmazlık ve birçok Yargıtay içtihadı da mevcuttur. Bu konuda hukuki mağduriyetler ve kayıplar yaşamamak adına mutlaka alanında uzman bir avukatla çalışmanız tavsiye olunur.

 

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]
  • HİZMET VERDİĞİMİZ YERLER
  • Ataşehir
  • Beykoz
  • Çekmeköy
  • Kadıköy
  • Kartal
  • Maltepe
  • Pendik
  • Sancaktepe
  • Suntanbeyli
  • Tuzla
  • Ümraniye
  • Üsküdar
  • Arnavutköy
  • Bakırköy
  • Başakşehir
  • Bayrampaşa
  • Beşiktaş
  • Beylikdüzü
  • Beyoğlu
  • Büyükçekmece
  • Esenler
  • Esenyurt
  • Eyüpsultan
  • Güngören
  • Kağıthane
  • Sarıyer
  • Suntangazi
  • Zeytinburnu
  • Şişli
  • Mecidiyeköy
  • Bahçelievler
  • Fatih
  • Eminönü
  • Anadolu Yakası
  • Avrupa Yakası
  • Gebze