Boşanma Davası Açıp Mahkemeye Gitmemek

Boşanma davaları evlilik birliğinin eşlerden herhangi birinin veya her ikisinin anlaşmalı olarak başvurması sonucunda kanunen ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla açılan davalardır. Boşanma davaları,

  • Anlaşmalı boşanma davası
  • Çekişmeli boşanma davası olmak üzere iki farklı türdedir.

Boşanma davasının açılması sonrasında duruşmalara gidilmemesinin hukuki bir yaptırımı olmamasına rağmen, davayı açan tarafın mahkeme çağrısına icabet etmemesi halinde dava düşebilmektedir. Kendisine dava açılmış bulunan kişinin davalara katılmaması halinde ise dava süreci gereğinden fazla uzayabilmektedir.

Bazı davalarda davalı ve davacının bizzat katılması, bunun yerine her iki tarafın da avukatlar tarafından temsil edildiği ve haklarının temsil edildiği duruşmalarda talepler avukatlar aracılığıyla iletilebilmektedir. Ancak davasında avukat bulundurmayan tarafın mahkemeye gelmemesi ve boşanmanın gerçekleşmesi halinde tayin edilen nafaka, çocuk velayeti, tazminat ve mal paylaşımı hakkında alınan kararlara itiraz edemeyeceği gibi, kendi taleplerini de iletememektedir. Bu sebeple ortaya çıkabilecek mağduriyetler, kişilerin gelecekte önemli sıkıntılarla karşı karşıya kalmalarını kaçınılmaz kılmaktadır.

 

Anlaşmalı Boşanma Davalarına Her İki Tarafın Katılması Zorunludur.

Anlaşmalı boşanma davaları, her iki tarafın da boşanma isteklerini mahkeme hâkimi huzurunda özgür iradeleri ile beyan etmeleri halinde sonuçlanır. Bu sebeple anlaşmalı boşanmalarda her iki taraf da duruşmada hazır bulunmalıdır. Bunun en önemli sebebi, boşanma davası açılmadan önce her iki tarafın onayıyla hazırlanması gereken boşanma protokolünün eşler tarafından hâkim önünde beyanını gerektirmektedir.

Anlaşmalı boşanma davalarının yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları tarafından açılması halinde bile, her iki tarafın da mahkeme huzurunda özgür iradeleri ile boşanma ile ilgili iradelerini beyan etme zorunluluğu bulunmaktadır. Aksi takdirde anlaşmalı boşanmanın sağlanması söz konusu değildir. Herhangi bir eşin katılım göstermemesi veya alınan kararlara itirazı halinde dava çekişmeli boşanma davasına dönüştürülmektedir. Davanın reddi durumunda ise, 3 yıl aynı gerekçelerle yeni bir boşanma davası açılabilmesi söz konusu değildir.

 

Çekişmeli Boşanma Davalarında Katılım Zorunlu Mudur?

Anlaşmalı boşanmalarda her iki tarafın da duruşmada hazır bulunarak iradelerini belirtmelerini şart koşan yasa, çekişmeli boşanmalarda davacı tarafın boşanma davasını bizzat kendisinin veya vekâlet vermiş olduğu avukatının takip etmesini zorunlu kılmaktadır. Bu tür davalarda bizzat veya avukat vekâletiyle katılım sağlanmadığında dava önce müracaata bırakılmakta, bir süre sonra da yok hükmünde sayılmakta, açılmamış bir dava olarak addedilmektedir. Çekişmeli boşanma davalarında davalı taraf olarak bulunan eş ise, hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlamak adına duruşmalara bizzat veya avukatı vasıtasıyla katılım göstermelidir.

Çekişmeli boşanma davalarında davalının boşanmaktan kaçınması halinde, davaya katılmayarak dava sürecinin uzamasını sağlaması mümkün olmakla birlikte bu bir çözüm yolu değildir. Dava sürerken boşanmanın gerekliliği hâkim tarafından tespit edilirse, davalının yokluğunda da boşanma kararı verilebilmektedir. Bu tür durumlarda davalı aleyhine gelişebilecek kararlar yeniden düzeltilemeyeceği gibi, sonuçları bakımından önemli sorunlar yaratabilecektir. Bu sebeple her ne tür boşanma davası olursa olsun mahkemeye bizzat katılmak veya avukat aracılığıyla haklarının takip edilmesi, taleplerin mahkeme huzurunda dile getirilmesi gereklidir.

 

Boşanmak İstemeyen Kadının Duruşmaya Gelmemesi

Çekişmeli boşanma davalarında toplumda yanlış bir düşünce mevcuttur. Toplumun önemli bir kısmı açılan boşanma davasına kadının katılmaması halinde boşanmanın uzayacağı veya olmayacağını düşünmektedir. Oysa bu kanı tamamen yanlıştır. Davayı açan yani dava sahibi kadın veya erkek olsun açtığı dava ile evlilik birliğinin karşı tarafın davranışları sebebiyle bozulduğunu ispat etmek durumundadır. Bu sebeple davaya katılım gösteren tarafın bu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak delillerle mahkemeye sunması halinde mahkeme boşanmaya karar verebilir.

Günümüzde kadının mahkemeye gelmemesi davanın seyrini değiştirebilecek bir hamle değildir. Mahkeme sürecini kısmen yavaşlatmakla birlikte sonucuna hiçbir etkisi yoktur. Çünkü günümüzde tarafların adresine MERNİS tarafından yapılan tebligatlar geçerli sayılmakta, katılım sağlamayan taraf iddialar karşısında cevap hakkını kullanamadığı için ortaya çıkan sonuca katlanmak durumunda kalmaktadır. Mahkeme bu tür durumlarda davalının gıyabında karar vererek boşanmayı hukuken geçerli kılmaktadır.

 

Boşanma Davalarında Avukat Zorunlu Mudur?

Sadece boşanma davaları değil, hukukumuzda hiçbir dava için avukat bulundurma zorunluluğu yoktur. Ancak, mahkeme süreçlerinin karmaşıklığı bazı hallerde avukat bulundurmayı zorunlu kılmaktadır.  Özellikle boşanma davaları gibi bireylerin yaşamlarını, mal, varlıklarını, çocuk vekâletini ilgilendire hayati konularda avukatın önemi biraz daha öne çıkmaktadır. Anlaşmalı boşanma davaları öncesinde hazırlanacak olan anlaşmalı boşanma protokolleri mutlaka hukuki yardım alınması gereken bir aşamadır. Çünkü anlaşmada yazılacak olan maddeler eşlerin boşanma sonrası yaşamlarının nasıl düzenleneceği ile ilgili planlamaları barındırmaktadır.

Çekişmeli boşanma davaları da eşlerin mahkemede hak kaybına uğramamak adına katılımı gerektiren dava türleridir. Ancak anlaşmalı boşanmalarda eşlerin davalara bizzat katılımları zorunlu kılınmışken, çekişmeli boşanma davalarında avukatlar vasıtasıyla davaların takibi de mümkün olabilmektedir. Bu sebeple çekişmeli boşanma davalarında avukat bulundurmak gereklidir.  Boşanma davalarında tarafları temsilen duruşmalara katılacak olan avukatın medeni hukuk konusunda bilgi ve tecrübe sahibi olması, davadan elde edilecek sonuçların saha pozitif olmasına katkı sağlamaktadır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir