Özgür Önder

Arabuluculuk Toplantısına Katılmamak: Sonuçları Nelerdir?

Arabuluculuk Toplantısına Katılmamak: Sonuçları Nelerdir?

Arabuluculuk toplantısına katılmamak, dava açma hakkınızı ortadan kaldırmaz. Ancak arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklarda, geçerli bir mazereti olmadan ilk toplantıya gelmeyen taraf bunun bedelini yargılama giderleri üzerinden öder. Güncel kanun metnine göre bu taraf, sonradan açılan davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Lehine hükmedilecek vekâlet ücreti de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen tutarın yarısıyla sınırlı kalır.

Bu yazıda “arabulucu toplantısına gitmezsem ne olur” sorusunu 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu çerçevesinde ele alıyoruz. İnternette hâlâ “yargılama giderinin tamamı” diyen anlatımlara rastlayabilirsiniz. Bunların neden eski düzenlemeye dayanabileceğini de aşağıda açıklıyoruz.

Yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Kendi dosyanıza ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.

Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır?

Toplantıya katılmamanın sonucu, önce arabuluculuğun zorunlu olup olmadığına bağlıdır. Dava şartı olmayan bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurmak tarafların tercihidir. Bu yazıdaki yargılama gideri kuralları ise dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk bakımından anlatılmaktadır.

İş uyuşmazlıkları

7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre bu şart 1/1/2018 itibarıyla uygulanmaktadır. Düzenlemenin metnine mevzuat.gov.tr üzerindeki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu sayfasından ulaşabilirsiniz.

Maddeye sonradan eklenen bir cümle, bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da kapsama almıştır. Bu cümle 7445 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle getirilmiştir. Mevzuat’taki değişiklik tablosunda yürürlük tarihi 1/9/2023 olarak görünür.

Diğer dava şartı alanları

Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin sıkça sorulan sorular sayfasına göre, 6325 sayılı Kanun’a eklenen 18/B maddesiyle 1 Eylül 2023 itibarıyla kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda da dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Aynı sayfada tüketici uyuşmazlıkları da anılmaktadır. Bu alanların ayrıntıları bu yazının konusu dışındadır.

6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi ise ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı sayıldığı hâllerde uygulanacak ortak hükümleri düzenler. Madde, 6/12/2018 tarihli 7155 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenmiştir. Metne 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu bağlantısından bakabilirsiniz.

Arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa, 18/A kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Yani süreç, taraflardan biri için yalnızca bir formalite değil, davanın esasına geçmenin ön koşuludur.

Arabulucu toplantısına gitmezsem ne olur?

Kısa cevap şudur: Dava hakkınız kaybolmaz, ancak davada haklı çıksanız bile yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin bir kısmını üstlenme riski doğar. Bu risk, her toplantı için değil, ilk toplantıya geçerli mazeret göstermeden katılmama hâli için kanunda özel olarak düzenlenmiştir.

Sonuçlar şöyle özetlenebilir:

  • Arabulucu, taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması hâlinde faaliyeti sona erdirir.
  • Arabulucu son tutanağı düzenler ve durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.
  • Katılmayan taraf son tutanakta belirtilir.
  • Sonradan dava açıldığında yargılama giderleri bakımından kanundaki özel kural işler.

Bu zincirin son halkası önemlidir. Son tutanaktaki kayıt, mahkemenin giderler konusunda hangi kuralı uygulayacağını etkileyebilecek bir belgedir. Bu nedenle toplantıya gelememe nedeninizi arabulucuya zamanında ve belgeyle bildirmenin önemi büyüktür.

İlk toplantıya katılmama ve yargılama gideri: güncel kural

İş davaları bakımından kural 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin on ikinci fıkrasında yer alır. Taraflardan biri geçerli mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaz ve bu yüzden arabuluculuk sona ererse, katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.

Aynı fıkranın ikinci cümlesi vekâlet ücretini düzenler. Bu cümle 7/11/2024 tarihli 7531 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre katılmayan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Mevzuat’taki değişiklik tablosunda 7531 sayılı Kanun için yürürlük tarihi 14/11/2024 olarak görünür. Adalet Bakanlığı’nın SSS sayfası da aynı özeti verir. Mazeretsiz katılmayan taraf davayı kısmen veya tamamen kazansa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumludur ve lehine hükmedilecek vekâlet ücreti tarife üzerinden belirlenen tutarın yarısıdır.

Diğer dava şartı uyuşmazlıkları

Aynı kural, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin on birinci fıkrasında da yer alır. Mevzuat.gov.tr’deki 6325 sayılı Kanun metni, mazeretsiz katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacağını belirtir. Vekâlet ücretinde de tarifeye göre belirlenen tutarın yarısı söz konusudur. Bu nedenle kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk gibi alanlarda da mantık aynıdır.

“Yarısı” ne anlama gelir?

Kuralı iki ayrı kalem olarak düşünmek faydalı olur.

  1. Yargılama gideri: Katılmayan taraf davada haklı çıksa bile, karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısını üstlenir. Kural, haklılık durumunu bir kenara bırakarak katılmama davranışına bağlı bir yük getirir.
  2. Vekâlet ücreti: Katılmayan taraf lehine hükmedilecek ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen tutarın yarısı olur.

Somut bir hesap yapılabilmesi için dosyadaki giderlerin ve tarifenin o günkü hâlinin bilinmesi gerekir. Bu yazıda tutar verilmemesinin nedeni budur.

Eski düzenleme ile güncel düzenleme arasındaki fark

Okurların en sık karıştırdığı nokta burasıdır. 7036 sayılı Kanun’un TBMM sitesinde yayımlanan özgün metni, katılmayan tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağını ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğini öngörüyordu. Yani eski rejimde “tam sorumluluk” vardı. Güncel metinde ise “yarı sorumluluk” bulunmaktadır.

Bu nedenle şu uyarıları dikkate almak yerinde olur:

  • Eski tarihli makalelerde, forum yazılarında ve bazı kanun kopyalarında “tamamı” ifadesi görülebilir. Bunlar özgün metne dayanıyor olabilir.
  • 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin bazı kopyalarında da aynı kuralın eski hâli, yani “tamamı” ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi, yer alabilir. Güncel metne atıf yapılırken mevzuat.gov.tr esas alınmalıdır.
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin mevzuat.gov.tr sayfasında görünen metninde ilgili fıkra da “yargılama giderinin tamamı” ifadesini taşımaktadır. Bu, yönetmelik metninin kanundaki değişikliği henüz yansıtmayan bir sürümünü gösteriyor olabilir.

Sorumluluk oranı bakımından kanun metni esas alınmalıdır. Yönetmeliğin bu fıkrası yalnızca davet ve belgeleme usulünü anlamak için yararlıdır. Ayrıca fıkradaki oranın hangi kanunla değiştirildiği ve yürürlük tarihi bu yazının hazırlandığı araştırmada doğrulanamamıştır. Bu yüzden değişiklik tarihleri konusunda kesin bir ifade kullanmıyoruz. Güncel oran, mevzuat.gov.tr’deki metinde görülen oran olarak aktarılmaktadır.

İki taraf da ilk toplantıya gelmezse

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması ayrı bir durumdur. Arabuluculuk bu sebeple sona ererse, açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu kural 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yer alır. Yani bu durumda bir tarafın diğerinin giderini yarı yarıya üstlenmesi söz konusu olmaz. Her taraf kendi yaptığı gideri taşır.

Bu ayrım pratikte önemlidir. Karşı tarafın toplantıya gelip gelmediği, sizin bakımınızdan sonucu değiştirir. Karşı taraf toplantıdaysa ve siz yoksanız yarı sorumluluk kuralı gündeme gelir. İkiniz de yoksanız giderler kendi üzerinizde kalır.

İşçi ve işveren açısından örnek kurgular

Aşağıdaki anlatımlar gerçek bir dosyaya dayanmaz. Kuralın işleyişini göstermek için kurgulanmış genel örneklerdir.

İşçi toplantıya gelmezse: İşçi alacak veya tazminat talebiyle arabulucuya başvurmuş olsun. İşveren ilk toplantıya gelmiş, işçi ise geçerli bir mazeret bildirmeden katılmamış olsun. Arabuluculuk sona erer ve işçi son tutanakta katılmayan taraf olarak belirtilir. İşçi sonradan dava açıp davayı kazansa bile, işverenin ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısını kendisi üstlenir. Lehine hükmedilecek vekâlet ücreti de tarife tutarının yarısı olur.

İşveren toplantıya gelmezse: İşçi başvurmuş, işveren ilk toplantıya mazeretsiz katılmamış olsun. İşçi davayı açtığında, işveren dava sonunda tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu giderlerin yarısından sorumlu tutulur. İşverenin lehine hükmedilecek vekâlet ücreti de yarıya iner.

Kural, işçi ve işveren bakımından simetriktir. Bu nedenle “davayı zaten kazanırım, toplantıya gitmem” yaklaşımı, kazansanız bile maliyet doğurabilir.

Arabuluculuk ücreti yargılama giderine nasıl bağlanır?

Yargılama gideri konusunu doğru okumak için arabuluculuk ücretinin akıbetini de bilmek gerekir. 7036 sayılı Kanun’a göre taraflar anlaşamazsa ilk iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saati aşan kısım, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır.

Bu nedenle mazeretsiz katılmama sonucunda ortaya çıkan giderler arasında arabuluculuk ücreti de yer alabilir. Anayasa Mahkemesi’nin 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin on ikinci fıkrasını incelediği kararında da mazeretsiz katılmama hâlinin, açılacak davada arabuluculuk ücreti dâhil yargılama giderlerinden sorumluluk doğurduğu, ancak tarafın yargı yoluna başvurmasına engel olmadığı belirtilmektedir. Karar bakımından bu yazıda yalnızca bu tespite yer verilmektedir. Kararın tarihi, sayısı ve sonucu ayrıca incelenmelidir. Kararı, sonradan yapılan kanun değişiklikleriyle ilişkilendirmek de doğru olmaz.

Davet usulü ve geçerli mazeret

“Katılmadım” sonucu için önce davetin usulüne uygun yapılmış olması gerekir. Yönetmeliğe göre arabulucu, tarafları ilk toplantıya her türlü iletişim aracıyla davet ettiğini belgelendirir. Arabulucunun düzenlediği belgeler, geçerli mazeretin değerlendirilmesinde esas alınır. Bu cümlenin iki pratik sonucu vardır:

  • Davetin size ulaşmadığını, yanlış adrese veya yanlış kanaldan gönderildiğini düşünüyorsanız, bunu arabulucunun belgeleriyle birlikte değerlendirmeniz gerekir.
  • Mazeretiniz varsa bunu sözlü bırakmayıp arabulucuya belgeyle bildirmeniz, sonradan tartışma çıkmasını azaltır.

Hangi durumların geçerli mazeret sayılacağına dair bu yazıda kesin bir liste verilmemektedir. Kanun, mazeretin kapsamını tek tek saymaz. Bu nedenle değerlendirme somut olaya göre yapılır. Bu konuda bir içtihat atfı da yapılmamaktadır. Mazeretinizin geçerli olup olmayacağını önceden öğrenmek istiyorsanız, belgelerinizle birlikte hukuki destek almanız gerekir.

Ayrıca arabulucunun faaliyeti sona erdirmesi ve son tutanağı düzenlemesi, 6325 sayılı Kanun’da belirtilen bir yükümlülüktür. Yani toplantıya katılım olmadığında süreç bir süre askıda kalmaz. Arabulucu, durumu tutanağa bağlar ve büroya bildirir.

Avukatla katılmak: vekâletnamede özel yetki

Görüşmelere taraflar bizzat ya da varsa avukatları aracılığıyla katılabilir. Adalet Bakanlığı’nın SSS sayfasına göre avukatın katılması için vekâletnamede arabuluculukla ilgili özel yetki gerekir. Bu ayrıntı, “katılmak” ile “vekille katılmak” arasındaki farkı anlamak bakımından önemlidir.

Pratik açıdan şunlara dikkat etmek gerekir:

  • Kendiniz gelemeyecekseniz, sizi temsil edecek kişinin vekâletnamesinde arabuluculuk yetkisinin bulunduğundan emin olun.
  • Genel bir vekâletname, arabuluculuk toplantısında sizi temsil etmek için yeterli olmayabilir. Bu konuda vekâletname metnine bakılması gerekir.
  • Vekille katılımın hukuki sonuçlarını ve katılmama riskine etkisini, toplantı öncesinde dosyanızı bilen bir hukukçuyla netleştirmek yerinde olur.

Katılmamak dava açmaya engel midir?

Hayır. Toplantıya katılmamak, dava açmanın önünde bir engel değildir. Anayasa Mahkemesi kararında da bu yönde bir tespit bulunmaktadır. Kural yalnızca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti üzerinden bir sorumluluk getirir.

Davacı olacaksanız, 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci fıkrasına göre anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemeniz gerekir. Toplantıya katılmama nedeniyle düzenlenen son tutanak da bu belge niteliğini taşır. Davalı konumundaysanız, davayı açan tarafın sizin katılmadığınızı belirten tutanağı mahkemeye sunmuş olacağını göz önünde bulundurmalısınız.

Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan davalar ise dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Dolayısıyla toplantıya katılmama ile arabulucuya hiç başvurmama farklı sonuçlar doğurur. Birincisinde dava açılabilir, ancak giderler konusunda risk vardır. İkincisinde ise dava, esasa girilmeden reddedilebilir.

Ücreti karşılayamayan taraf için adli yardım

Katılmama kararı bazen maliyet endişesinden doğar. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre arabuluculuk ücretini karşılayamayan taraf, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi kararıyla adli yardımdan yararlanabilir. Ücret konusundaki çekince, toplantıya hiç gitmemek için tek başına yeterli bir gerekçe olmayabilir. Bu nedenle böyle bir durumda adli yardım yolunu araştırmak daha güvenli bir seçenektir.

Ayrıca taraflar anlaşamazsa ilk iki saatlik ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğini hatırlamak, maliyet kaygısını bir ölçüde hafifletebilir. İki saati aşan kısım için taraflar aksini kararlaştırmamışsa eşit paylaşım söz konusudur.

Toplantıdan önce gözden geçirilecek noktalar

  1. Uyuşmazlığın dava şartı kapsamında olup olmadığını kontrol edin. İş, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk gibi alanlar bakımından kanunlar farklı maddelerde düzenleme yapar.
  2. Davet belgelerini saklayın. Arabulucunun düzenlediği belgeler mazeretin değerlendirilmesinde esas alınır.
  3. Katılamayacaksanız arabulucuyu belgeyle bilgilendirin. Mazeretin geçerli olup olmayacağı ayrıca değerlendirilir.
  4. Vekille katılacaksanız vekâletname yetkisine bakın. Arabuluculukla ilgili özel yetki gerekir.
  5. Son tutanağı inceleyin. Katılmayan taraf olarak kimin belirtildiği, giderler bakımından belirleyici olabilir.
  6. Hangi metne dayandığınızı kontrol edin. Yarı sorumluluk güncel kuraldır. Eski düzenlemedeki tam sorumluluk anlatımlarına bağlı kalmayın.

Güncellik notu

Bu yazıdaki oranlar ve değişiklik tarihleri, 7036 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun’un mevzuat.gov.tr’deki metinlerine ve Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına dayanmaktadır. 7531 sayılı Kanun’dan sonra bu maddelerde yeni bir değişiklik yapılıp yapılmadığı, getirilen kopyaların güncellik tarihi belirsiz olduğu için ayrıca kontrol edilmelidir. Kendi dosyanıza ilişkin karar vermeden önce mevzuatın son hâlini mevzuat.gov.tr üzerinden doğrulamanız yerinde olur.

Sık sorulan sorular

Arabulucu toplantısına gitmezsem ne olur?

Dava açma hakkınız kaybolmaz. Ancak dava şartı arabuluculukta geçerli mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmazsanız ve bu yüzden süreç sona ererse, son tutanakta katılmayan taraf olarak belirtilirsiniz. Sonradan davada kısmen veya tamamen haklı çıksanız bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulursunuz. Lehinize hükmedilecek vekâlet ücreti de tarifeye göre belirlenen tutarın yarısı olur.

Mazeretsiz katılmayan taraf yargılama giderinin tamamından mı sorumlu olur?

Güncel kanun metnine göre sorumluluk yargılama giderlerinin yarısı ile sınırlıdır. Özgün 7036 sayılı Kanun metni ve bazı eski kopyalar ise tamamından sorumluluğu ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini öngörüyordu. İnternetteki eski anlatımlar bu nedenle yanıltıcı olabilir. Yayımdan sonra mevzuatta değişiklik olup olmadığı mevzuat.gov.tr üzerinden kontrol edilmelidir.

İki taraf da ilk toplantıya katılmazsa yargılama giderleri kime ait olur?

Arabuluculuk, her iki tarafın ilk toplantıya katılmaması nedeniyle sona ererse, açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu durumda yarı sorumluluk kuralı uygulanmaz.

Toplantıya avukatım katılırsa katılmış sayılır mıyım?

Görüşmelere taraflar bizzat ya da varsa avukatları aracılığıyla katılabilir. Ancak avukatın katılabilmesi için vekâletnamede arabuluculukla ilgili özel yetki bulunması gerekir. Kendiniz gelmeyecekseniz vekâletnamenizin bu yetkiyi içerip içermediğini toplantıdan önce kontrol etmelisiniz.

Toplantıya katılmamak dava açmama engel olur mu?

Hayır. Katılmama hâli, yargı yoluna başvurmanıza engel değildir. Sonucu yargılama giderleri ve vekâlet ücreti üzerinden doğar. Davacıysanız anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağı dava dilekçesine eklemeniz gerekir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılırsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

İlgili yazılar