İzale-i Şuyu Ortaklığın Giderilmesi Davası

izale-i şuyu ortaklığın giderilmesi davası

Bir mal varlığının kullanımı ve tasarrufu kişi ya da kişilere verilebilir.  Kişilere bu yetkiyi veren mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet hakkı tek kişide olabileceği gibi birden fazla kişide de olabilir. Bu kişiler paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti gibi farklı şekillerde mal varlığı üzerinde hak sahibi olabilirler. Paylı mülkiyet; mal varlığının her şahsa (paydaş) belirli oranlarda pay verilmesidir. Elbirliği mülkiyetinde ise şahıslar (ortak) malın tamamı üzerinde hak iddia edebilirler fakat devir işlemi yapma hakları yoktur.

Paylı mülkiyette ya da elbirliği mülkiyetinde kişiler, mevcut bulundukları ortaklığın/paydaşlığın bitirilmesini ve tek kişi mülkiyetine geçilmesini talep edebilirler. Türk Medeni Kanunu madde 698’de paylı mülkiyete sahip kişilerin, paydaşlığa devam etme zorunlulukları olmadığı sürece, bu talepte bulunabilecekleri ve madde 701’de de elbirliği mülkiyetine sahip kişilerin de paylaşımı isteyebilme hakkına sahip oldukları belirtilmiştir. Paydaşlar, ortak bir karara vardıkları takdirde, ortaklığı giderebilirler fakat ortak bir karara varılamaması durumunda paydaşlardan biri dava açabilir. Bu talep doğrultusunda açılmış davalar da İzale-i Şuyu yani Ortaklığın Giderilmesi olarak adlandırılır. Bu dava mülkiyet hakkına sahip bir kişi tarafından, diğer paydaşlara karşı açılır. İzale-i Şuyu, iki taraflı bir davadır yani davacı ve davalı için de dava sonucu aynıdır. Davacı, dava esnasında talebini geri çekse bile davalılardan birinin talebiyle dava süreci devam eder. Davanın sonlandırılması için tüm pay sahiplerinin ortak kararı gerekir. Her iki taraf da bu davada çıkan masrafları beraber öder. Dava için en önemli husus; mirasçı olması durumunda, onlar da dâhil tüm paydaşların davaya katılması gerekliliğidir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Açılması

Ortaklardan herhangi biri mevcut ortaklığın bozulması için, mal varlığının bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nde davayı bir dilekçe ile açabilir. Davalıların bu dilekçeye karşı bir cevap dilekçesi yazma hakları vardır. Davacı şahıs, davanın başlangıç aşamasında tüm giderleri ödese bile, dava bitiminde ortaklar kendi paylarına düşen ödemeyi yaparlar. Ortaklar arasında bir anlaşma bulunmaması durumunda davadan sorumlu hakim davayı iki farklı şekilde çözebilir. Bunlardan ilki Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu yöntemidir.  Malın Aynen Bölünmesi olarak da adlandırılabilir. Ortaklardan sadece birinin bu yöntemi talep etmesi yeterlidir. Bu işlem kısaca taşınmazın nakde dönüştürülmeden, fiziki olarak paylaştırılmasıdır. Medeni Kanun madde 699/2’de hakimin bu yöntemde aynen taksiminin yapılabilmesi için gerekli tüm şartları değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu şartlar malın niteliği, imar durumu, yüzölçümü, ortak sayısı gibi şartlardır. Tüm şartlar sağlanıyorsa payların bölümü sırasında değer eksiklikleri olması durumunda, bu nakit olarak ödeme yapılarak dengelenir. Hakim bu tür bir paylaşma yapılabileceğine kanaat getirdiyse, bilirkişi bir taksim projesi hazırlar ve burada ayrılan parçalar ortaklara anlaşma ya da kura yöntemiyle dağıtılır. Söz edilen mal üzerinde kat mülkiyeti sağlanabiliyorsa taksim projesi buna göre çizilir ve dağıtım buna göre yapılır. Eğer yapıda eksiklikler varsa ortaklar bunu dava sürecinde tamamlayabilir. Tamamlanma sonunda kat mülkiyeti  şartlarında bir eksiklik olmaması durumunda malın paylaşımı yapılır. Tüm koşullar sağlanmasına karşı eğer ortaklar paylaşımı kabul etmezlerse ya da aynen taksim şartları sağlanamamışsa, Satış Yöntemiyle Ortaklığın Giderilmesi yöntemine gidilir. Bu yöntemde mahkeme satış yetkisine sahip değildir. Taşınmaz mal, İcra İflas Kanunu’na uygun bir şekilde icra dairesi ya da satış memurları tarafından üç ay içerisinde açık artırma yöntemi ile satışa çıkarılır.  Bu malın üzerinde araziyi tamamlayan (tarım arazilerinde ağaçlar ya da bina gibi) parçalar varsa bunların satışının da talep olarak belirtilmesi gerekir. Bu muhdesatın (tamamlayıcı parçalar) kime ait olduğu da ortaklar arasındaki bir anlaşma ile belirlenir ve muhdesatın değeri satış sonunda mudesat sahibi şahsa ödenir. Eğer bu konuda bir anlaşmazlık varsa, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılarak, bu parçaların mülkiyet hakkının kimlerde olduğu belirlenebilir. Ortakların kararına göre açık artırma sadece ortaklar arasında olabilir ama bir ortak bile bu anlaşmayı kabul etmezse açık artırma herkese açık olur. Açık artırma başlamadan önce bilirkişi malın değerini tespit eder. Açık artırma belirlenen değerin yarısı ile başlar ve teklif edilen en yüksek fiyata satılır. Para, ortaklar arasında pay oranı ve muhdesatın durumuna göre paylaştırılır. Paydaşlardan biri bu malı kullanma hakkına sahipse satış sürecinde bu bedel pay sahibine ödenir.

İZALE-İ ŞUYU DAVASININ GERÇEKLEŞTİRİLEMEYECEĞİ YA DA BEKLETİLECEĞİ DURUMLAR

Türk Medeni Kanunu madde 698’de İzale-i Şuyu davasının açılamayacağı durumlar belirtilmiştir. Kat mülkiyeti kanununda belirtilmiş olan ortak kullanıma tahsis edilmiş yerler için bu dava açılamaz.  Aile konutu şerhi bulunması gibi malın belirli bir amaç için sürekli olarak tahsis edilmesi durumlarında da dava açılamaz. Paydaşlığa devam edilir. Davanın açılabilmesi için tapuda şerhin kaldırılmış olması gerekir. En fazla on yıllık olmak suretiyle, ortaklar arasında yapılmış İdame-i Şuyu sözleşmesi de dava açılmasını engeller. Bu anlaşma herhangi bir ortağın anlaşma süresince ortaklığı bozamayacağı anlamına gelir. Son olarak da eğer piyasa söz konusu malın değerinde bir zarar yaratıyorsa, mal o dönemde satışa çıkarılamaz, bu nedenle dava da açılamaz.

Bunların dışında mahkeme süresini uzatacak bazı meseleler de vardır. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının açılması durumu mahkeme sürecini uzatır. Çünkü satışın bu karar sonucunda gerçekleştirilmesi  ve payların da yine sonuca göre dağıtılması gerekir. Mülkiyet sahiplerinin söz konusu mala ilişkin başka davaları da varsa, bu davalar da bekletici sebep sayılabilir.

İZALE-İ ŞUYU DAVA DİLEKÇESİ

Dava ile ilgili belirli bir dilekçe yazılamaz. Dilekçe dava durumuna göre özel olarak hazırlanmalıdır.

Miras Sebebiyle İstihkak Davası

miras sebebiyle istihkak davası

Miras bırakan öldükten sonra, şahsın taşınır, taşınmaz tüm malları, tüm haklarıyla yasal veya atanmış mirasçılara devrolur. Bu Türk Medeni Kanunu’nun 599. Maddesinde belirtilmiştir. Kanunda yer alan istisnai durumlar haricinde mirası bırakanın tüm haklarını (ayni haklar, mülkiyet hakları,  mal varlıklarının kullanım yetkileri gibi) kendiliğinden kazanırlar.

Türk Medeni Kanunu’nun 637, 638 ve 639. maddelerinde miras sebebiyle istihkak davasının şartları belirlenmiştir.  Dava miras yoluyla yasal ya da atanmış mirasçılara kalmış olan taşınır ve taşınmaz tüm malların kullanım haklarını üçüncül kişilerden almak için açılır. Bunlar gayrimenkul, ziynet eşyaları, alacaklar gibi tüm mallar olabilir.  Miras bırakan, miras kalan malın kullanımını yaşamında bu şahıslara vermiş olabileceği gibi ölümü nedeniyle de kullanım hakkı üçüncü kişilere geçebilir. Miras bırakanın ölümünden sonra ise bu mallar ve miras bırakana ait tüm haklar mirasçılara geçer. Miras durumu gerçekleşmesine rağmen, üçüncü şahıs kullanım hakkını haksız bir şekilde elinde bulundurmaya devam ediyorsa, bu hakkın devredilmesi için mirasçılar bu davayı açabilirler.  Türk Medeni Kanunu’nun 637/3. Maddesinde belirtildiği gibi davada yetkili mahkeme mirası bırakanın son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Davanın açılabilmesi için ilk olarak davacının mirasçı olduğunu kanıtlaması gerekir. Davacı, davayı açtığında tek tek tüm malları belirtmek zorunda değildir. Mirasın tamamına dâhil olan hakları bu davada geri isteyebilir.

Devamını Oku

Ecrimisil Davası Nasıl Açılır?

ecrimisil davası nasıl açılır

Ecrimisil bir malın veya taşınmazın onu kullanmaya ve onun üzerinde haksız olarak kullanıp asıl hak sahibine ödemesi gereken haksız işgal tazminatıdır. Haksız kullanımdan doğan zararların ve elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerin karşılığını ödemek zorunda kaldığı tazminattır. Haksız yere bir malı kullanan kişiler için haksız işgal tazminatı şeklinde de belirtilir. Hukukta ecrimisil olarak geriye dönük hesaplanan tazminatların işgalden önce durumu elde edilebilecek gelirle hesaplanır.

Kısaca hak sahibinin malını izin almadan kötü niyetli ve haksız bir şekilde kullanan kişilerden talep edilen tazminatlardır. İyi niyetli olmamak ve izni dışında kullanmak bu tazminat davalarında temel unsurdur. Ecrimisil davaları Gayrimenkul hukuku içerisinde değerlendirilir ve TMK’da 995.Maddede  şu şekilde düzenlenmiştir ;“İyi niyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.”

Ecrimisil Şartları Nelerdir ?

Ecrimisil davasında öncelikli şartlar Türk Medeni kanununca belirlenmiştir. Aşağıda sizler için ecrimisil şartlarıbilgileri yer almaktadır ;

-İzinsiz kullanım, taşınmazın sahibinin izini olmaksızın kullanıyor olmasıdır. İnşaat ve benzeri uygulamalar da izinsiz kullanıma tabiidir. Kısaca malikin veya maliklerin izni olmadan taşınmaz malın kullanıma tabii tutulması durumunda ecrimisil davası açılır.
-Taşınmazlarda kira sözleşmesinin süresi bittiği halde kiracının taşınmazda kullanımını sürdürmesi ecrimisil şartları arasındadır.
-Ecrimisil davalarında mal sahibinin haksız işgali eylemi olması gerekmektedir. Mal sahibi zararının durumunda da geçerlidir.
-İşgalcinin kötü niyeti ecrimisil şartları arasında sayılmaktadır. Kötü niyet; durumdan haberdar olduğu halde eylemi halen sürdürmektir.
– Ecrimisil davaları ile geriye dönük zararların en fazla 5 yıllık bölümünden faydalanabilir.
Ecrimisil davası açmak için işgalciye ecrimisil ihtarnamesi  gönderilmesi gerekmektedir. Karşı tarafın bu durumda haberdar edilmesi için yapılan ihtarnameye işgalci itiraz edebilir. 30 gün süre ile itiraz edebilir, bu süre geçtikten sonra aleyhine sonuçlar doğurur. İhtarname sonrası Mal sahibi Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle sonraki süreçlerde bu mahkemelerde işgalci ile arasındaki problemi çözebilir.

Ecrimisil Dava Süreci

Ecrimisil davası nasıl açılır? sorusuna yukarıdaki başlığımızda ve şartları taşınıldığında başvuru yapılabilir. Dava sürecinde deliller toplanır, mahkeme yoğunluğu, duruşma sayısı ve duruşma aralıkları gibi değişkenler nedeniyle dava süreciyle ilgili zaman konusunda bir net süre vermek mümkün değildir. Dava açabilmek için yukarıdaki şartları taşıyan malikin Asliye Hukuk Mahkemesine dava dilekçesi ile başvuru yapması gerekmektedir. Haksız fiiller durumunda zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak normal durumlarda 5 yıldan fazla beklememesi gerekir. Bu süre zarfından sonra ecrimisil davası zamanaşımı süresini tamamlamış olur. Dava açıldıktan sonra tazminat bedeli hesaplanır. Tazminat bedelinde geriye dönük olarak hesaplama yapılır. Malın kira bedeli tazminat bedeli hesaplanırken deliller niteliğinde paylaşılır. Tazminat için malın geriye dönük 5 yıl içerisindeki kira bedelleri hesaplanır. Daha uzun süre belirlendiğinde ise aynı şekilde tazminat 5 yıllık olarak kalır. İşgalci malı işgal etmeye devam etmesi durumunda ise dava açıldıktan sonra hakkın iadesi için yeniden yetkili mahkemeye başvuruda bulunması gerekir. Ecrimisil davalarında değer belirlenirken şu etmenler dikkate alınır; bedelin yüzölçümü, niteliği, verimi, altyapı yararlanması, merkeze yakınlık, rayiç değerinin tespiti, işgalciden önce kullanılmasında elde edilecek olan tahmini gelir. Bunların hepsi hesaplandıktan sonra taşınmazın bedeli hesaplanır. Ecrimisil tazminatında davalı itiraz eder ise davacı yani taşınmazın sahibi veya sahipleri haksız işgalin ispatı gerektirir.  İşgalin kanıtlanması süresinde işgalin ne kadarını da kapladığını göstermelidir. Kapladığı işgalin yanında işgal süresini de belirtmesi gerekir. Malın işgal değeri hesaplamak yanında bir de bilirkişi tespiti olması gerekir. Takip gerektiren ve daha sonra karar verilcek olan ecrimisil üzerinden harç ödenir. Ecrimisil miktarına göre harç masrafları da artış gösterir. Bazen bu davalarda oldukça masraf gerektirir. Dava taraf sayısının fazla olması vesaire bu tarz etmenler sayesinde masraflar artar. Tüm bu işlemlerde dava  sürecinden peşinen bir gider avansı alınır. Dava açılırken belirlenemeyen ecrimisil bedellerinde dava sonrası  bedel tespit edileceğinden mahkemece bu harç miktarı taraflara iletilecektir.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

mal ayrılığı sözleşmesi

Mal Ayrılığı Sözleşmesi, halk arasında Evlilik sözleşmesi olarak bilinen sözleşmedir.  Fakat bu iki terim aslında birbirlerinden farklıdır. Mal ayrılığı, Evlilik Sözleşmesi yapılırken seçilebilecek bir türdür. Evliliğin ölüm ya da boşanma nedenleriyle bitmesi durumunda, mal varlıkları üzerinde oluşacak uyuşmazlıkları önlemek ve eşlerin devlete yönelik borçlarından karşı tarafın borçlarından sorumlu tutulmamaları için yapılmaktadır. Sözleşme, ya yeni bir mal rejimi sözleşmesinin yapılması ya da eşlerden birinin ölümü nedeniyle sonlandırılabilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 4721 sayılı maddesine göre dört ayrı evlilik sözleşmesi türü vardır. Bunları tek tek inceleyecek olursak ilk olarak en çok tercih edilen mal ayrılığı rejimi ile başlayabiliriz. Bu rejimde taraflar sözleşmede şahıslarına ait tüm varlıkları korumak istediklerini ve eşleri ile paylaşmak istemediklerini belirtirler. Yasal sınırlar dâhilinde onları yönetme hakkına sahiptirler. Devamını Oku

Verasette İntifa Hakkı

Verasette İntifa Hakkı

Veraset; bir kimsenin ölümünden sonra malvarlığının kanuni mirasçılarına ne şekilde intikal ettirileceğini içeren ilişkidir. Bunun belgelendirilmesine de veraset belgesi denir. Veraset için mirasın el değiştirmesi de denilebilir. Verasette intifa hakkı, başkasına ait bir mal, bir gayrimenkul üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma hakkı sunan bir irtifak hakkıdır. İntifa hakkı, bir taşınmaz malda ömür boyu fayda sağlamayı sağlayan bir haktır. İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar veya başka haklar üzerinde kurulabilir. Ayrıca intifa hakkı, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan mal kapsamına girmekte olup aksine bir hüküm olmadığı sürece mülkiyet kanunları uygulanır, bir kişiden diğer bir kişiye intikali durumunda da vergiye tabi tutulması gerekli görülmüştür.

Verasette intifa hakkı da Medeni Kanun ile düzenlenmiştir. Kanuna göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 795’inci maddesinde, “İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur.’ hükmü yer almaktadır.

 İntifa hakkının kurulması ile gayrimenkulün değerinde bir değişim olmaz. İntifa hakkı verilmesi ile gayrimenkulün sahibi malın öz değerini kendisine ait tutmakla birlikte, bundan arlanmama hakkını belirli bir kişiye kanuni olarak vermektedir. Verasette intifa hakkı olan bir kişi o maldan ömür boyu dilediği gibi yararlanma hakkına sahiptir ve bunun yanında o maldan başkalarını da yararlandırabilir.  Verasette intifa hakkı tapu siciline de işlenen bir haktır. Dolayısıyla gayrimenkul satılsa dahi intifa hakkı kaybolmaz ve gayrimenkulün yeni sahibine karşı da bu hak ileri sürülebilir. İntifa hakkı ancak veraset sahibi kişinin sözleşmeyle sınır koymasıyla sınırlara tabi olabilir.  İntifa hakkı kişilerin yanında şirket, dernek vb. tüzel kişilere de verilebilen bir haktır.  

Verasette intifa hakkı üç şekildedir;

-kanuni olarak: kanunda öngörülmüş olan intifa haklarıdır. Kanuni olarak intifa hakkı henüz tapuya tescil edilmemiş dahi olsa durumu bilenlere karşı ileri sürülebilen bir haktır. Örneğin; kocanın karısının malları üzerindeki intifa hakkı,  miras hukukunda sağ kalan eşin intifa hakkı ve ana-babanın velayetleri altındaki çocuğun malları üstündeki velayet hakkı bu tür intifa haklarındandır.

-sözleşme ile: bir taşınmazın intifa hakkı resmi senet düzenlenerek tapuya tescil ettirilmesi ile mümkün olmaktadır. 

-mahkeme kararı ile verilmektedir.

 

Veraset İntifa Hakkı Nasıl Kurulur?

İntifa hakkının her halde tapu siciline işlenmesi gereklidir. Bunun için belirli belgelerle tapu müdürlüğüne başvurulması gerekir. Bu belgeler şu şekildedir:
-Tarafların fotoğraflı kimlik ve pasaportları,

-bir mahkeme kararı varsa kesinleşmiş mahkeme kararı,

-belediyeden alınan rayiç değer belgesi,

-Taşınmaz malın tapusu,

-taraflara ait birer fotoğraf,

-bina niteliği taşıyan gayrimenkullerde zorunlu deprem sigortası. 

Belediyeden alınan değer belgesine göre her iki taraf da belli oranlarda tapu harcı ödeyerek işlem tamamlanır.

 

Verasete İntifa Hakkı Sahibinin Sorumlulukları Nelerdir?

İntifa hakkı kişiye yalnızca kullanma ve yararlanma imkânı verir. İntifa hakkı sahibi taşınmaz malı kiraya verebilir. Ancak intifa hakkı sahibi taşınmaz malı satamaz veya ipotek ettiremez. Ancak mal sahibi öldüğünde intifa hakkı sahibin mirasçılarına bu hak geçmez. Kuru mülkiyete dönüşür ve mal sahibinin mirasçılarına kalır. İntifa hakkı olan kişi bu malı devretme hakkına sahip değildir. İntifa hakkına sahip olan kişi taşınmazın özüne zarar verici işlemler yapamaz ancak taşınmazın bakımı ve onarımından sorumludur. Aynı zamanda ödenmesi gereken ergi ve harçlarda da intifa hakkı sahibi sorumludur. Bununla birlikte olağanüstü masraflardan ise mal sahibi yükümlüdür. 

 

Eğer taşınmaz malın korunması için birtakım onarma gibi faaliyetler gerekiyorsa intifa hakkı sahibi bunu mal sahibine bildirerek izin almak zorundadır. Mal sahibi de bu durumda izin vermek zorundadır. 

İntifa hakkı sahibi malı kullanırken bir yönetici gibi özenle davranmalıdır. Malın normal kullanımı içerisinde olan aşınma ve eskimelerden intifa hakkı sahibi sorumludur ve malı bulduğu haliyle mal sahibine teslim etmelidir. Ayrıca intifa hakkı sahibi, hakkı dışındaki sınırlarda elde ettiği ürünlerin bedelini de ödemekle yükümlüdür. Bunlara karşılık yaşanabilecek her türlü uyuşmazlıkta ise hem mal sahibinin(malikin) hem de intifa hakkı sahibinin tazminat davası açma süresi malı teslim aldıktan sonraki 1 yıldır.

 

İntifa Hakkı Nasıl Sona Erer?

Verasette intifa hakkının sona ermesi konusuna göre çeşitlilik göstermektedir. Gerçek kişiler için ölüm halinde intifa hakkı sona erer. Tüzel kişilerde ise intifa hakkı 100 yılı aşmamak kaydıyla bir süreye bağlanır.  Bununla birlikte intifa hakkını bitiren genel nedenler şu şekildedir;

-mahkeme kararı olması,

-taşınmaz malın kamulaştırılması kararı,

-taşınmaz malın tamamen yok olması,

-taşınmaz malın cebr-i icra yoluyla satılması durumu,

-yasal şartların ortadan kalkması,

-ölüm veya kişiliğin ortadan kalkma hali,

-intifa hakkının feragati,

-intifa hakkı belirli bir süreye bağlanmışsa sürenin dolması gibi hallerde intifa hakkı son erer.

Verasette intifa hakkı çokça ayrıntı barındıran ve mevzuata hakim olunmasını gerektiren hukuk dallarından biridir. İntifa hakkı konusunda birçok uyuşmazlık ve birçok Yargıtay içtihadı da mevcuttur. Bu konuda hukuki mağduriyetler ve kayıplar yaşamamak adına mutlaka alanında uzman bir avukatla çalışmanız tavsiye olunur.

 

Yabancıların Mülk Edinmesi ve Oturma İzni, Vatandaşlık Alma

Oturma izni alma Türk vatandaşlığı alma

Türkiye sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleriyle birçok turistin gezme amacı dışında konakladığı ve yaşamayı tercih ettiği bir ülkedir. Bu neden de birçok turist yatırım veya kullanmak amaçlı Türkiye’de gayrimenkul sahibi olmak istemektedir. Kanuni kaidelere uymak kaydıyla yabancılar da ülkemizden mülk edinebilir, oturma izni ve vatandaşlık alabilir. Türkiye’de yabancı uyruklu vatandaşların ev satın alması, 2644 sayılı Tapu Kanunu’na dayanmakla birlikte kanunda yapılan değişiklikle yabancı uyruklu kişilerin ülkemizden taşınmaz sahibi olmasında ‘karşılıklılık’ şartı kaldırılmıştır.  2012’de yapılan bu değişiklik sonrasında yabancıların ülkemizdeki gayrimenkul taleplerinde de belirgin bir artış gözlenmiştir. 

Ülkemizde yabancı uyruklu vatandaşların gayrimenkul alımı kolaylaştırılmakla birlikte birtakım sınırlandırmalara da getirilerek ülke vatandaşlarımızın hakları koruma altına alınmıştır. Bu sınırlandırmalar şu şekildedir;

Devamını Oku

Tapu İptal ve Tescil Davası

tapu iptal ve tescil davası

Tapu iptali ve tescili davası, kanuna aykırı veya usulsüz şekilde düzenlendiği iddia edilen tapu kayının hukuka uygun hale getirilmesi için açılan dava türüdür. Tapu iptal ve tescil davası temel haklardan olan mülkiyet hakkı ile ilgili olduğundan kesin hüküm verilmeden icra hükmü gerçekleşmez. Tapu İptal ve tescil davası mülkiyet haklarının korunması gereği önemi büyük olan davalardandır. Mülkiyet hakkı ülkemizde temel haklardan olup Anayasayla da koruma atına alışmıştır. Ayrıca mülkiyet hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 Nolu Ek Protokol ile de koruma ve uluslararası hukukun denetimi altına alınmış bir haktır. AİHM, her devletin vatandaşlarının mülkiyet hakkını korumakla görevli, olduğunu vurgulamıştır. Eğer kişinin mülkiyet hakkı korunamadıysa öncelikle iç hukuk yolları tüketilmelidir. İlk derece mahkemesi, istinaf ve dava türüne göre temyiz aşamalarından geçtikten sonra mülkiyet hakkı ihlali hala ortadan kalkmadıysa bireysel başvuru ile Anayasa Mahkemesine başvuru yapılabilir. Buradan da bir sonuç alınamadığı takdirde kişi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine insan hakları ihlali iddiasıyla başvurabilir.

Tapu İptal ve Tescil Davasını Kimler Açabilir, Dava Süreci Nasıl İşler?

Tapu kayıtları aleni olduğu için ilgili olan herkes bu kayıtları inceleyebilir. Kayıtlarda kanuna aykırı bir durumun varlığı halinde bundan çıkarı olan her kişi tapu iptal davası açabilir. Ancak tapu iptal davası açıldığında bir taşınmazın tapusunu iptal ettirmek kişiye bir menfaat getirmez. Çünkü tapu iptali halinde malik hanesi boş kalır. Bu durumda tapu iptal davalarını tapu iptal ve tescil davası olarak açmak gereklidir. Dolayısıyla hak sahibi kimse tescil talebi de onun adına yapılmalıdır.

Tapu iptal ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılır. Kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına karşı dava açılabilir. Bu noktada mirasçıların mirası reddetmemiş olması gerekir.

Tapu iptal ve tescili davası diğer gayrimenkul davarlında olduğu gibi mülkün bulunduğu yerde açılır. Taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye hukuk mahkemesi kesin yetkili mahkemedir. Tapu iptal ve tescil davasında, taşınmaz mülkün kayıtlı bilgileri, arazi bilgileri, olayın hukuki boyutları ve yapılan kanuna aykırı işlemler dilekçede açıkça belirtilmelidir. Tapu kayıtlarının orjinali de dava dosyasına eklenmelidir. Tapu iptali davasında hangi hususlarda bilirkişi incelemesi talep edildiği, keşif işleminde nelere dikkat edilmesi gerektiği de ayrıntılarıyla belirtilmelidir. Tapu iptal ve tescil davası oldukça çok detay gerektiren, kapsamlı ve her aşamasında başka bir usulün uygulanabildiği ve hata kabul etmeyen dava türüdür. Bu davalarda alanında uzman bir avukattan hukuki destek alarak sürecin hem daha kısa hem de daha kolay geçmesini sağlamış olursunuz.

 

Tapu İptal ve Tescil Davası Neden Açılır?

Tapu iptal ve tescil davası eşya hukukunun en güncel ve önemli konularından biridir ve birçok nedenle bu konuda dava açılabilir. 

-hukuki ehliyetsizlik nedeniyle,

aile konutu uyuşmazlığı nedeniyle

-kişiye verilmiş vekâletin kötüye kullanımından dolayı,

-imar hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklarda,

-kadastro ölçüm hataları nedeniyle,

-önalım hakkı nedeniyle,

-sahte vekâletname ile taşınmaz devrinin iptali nedeniyle,

-zilyetlik nedeniyle,

-mirastan mal kaçırma amacıyla gerçekte bağış yapılmadığı halde tapuda satış gibi gösterilen işlemin iptali için,

-sınır uyuşmazlıkları sebebiyle,

-miktar fazlalıkları veya eksiklikleri nedeniyle,

-bir başkasının adına tescil edilmiş tapu kaydının gerçek olmaması nedeniyle,

-zeminde kullanılan yer ile tapuda kayıtlı parselin uyuşmaz olması nedeniyle,

-çeşitli teknik hatalar nedeniyle,

-Kıyı kanunu, Orman kanunu vs gibi mevzuatlara aykırı olması nedeniyle,

-ölünceye kadar bakma sözleşmesi sebebiyle,

-kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle,

-yolsuz tescil nedeniyle tapu iptal ve tescili davası açılabilir.

 

Tapu İptal ve Tescil Davasında zamanaşımı süresi hukuki sebep ve kanuna göre değişkenlik göstermekle birlikte genel olarak 10 yıldır. Kadastrodan kaynaklı tapu iptal ve tescil davaları için de zamanaşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte bazı tapu iptal ve tescil davaları bu durumdan istisnadır. Örneğin yolsuz tescil ve muvazaa(mal kaçırma) sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davası, herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına bağlı değildir. Aradan 20 yıl geçtikten sonra yolsuz tescil nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası ilgili bölgenin Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek ve karara bağlanacaktır. Bu konuda Yargıtayın ilgili dairelerin kararları mevcut olup çeşitli içtihatlarla da şekillenmiştir.

Tapu iptal ve tescil davasında her olay birbirinden ayrı detaylar içeren karmaşık hukuki süreçlerdir. Dolayısıyla her dava kendi içerisinde detaylarıyla incelenmeli ve en uygun hukuki yol çizilmelidir. Bu noktada büromuzun uzman avukatları tarafından profesyonel hukuki destek alarak olumlu sonuçları garanti etmiş olursunuz.

Tapu iptal ve tescil davasında öncelikle mülkün bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde dilekçe verilerek dava açılır. Mahkeme dilekçede eksiklik olmaması halinde davalıya tebliğ yapar, ardından tarafların ikinci dilekçelerini sunma hakları vardır. Mahkeme ilgili tapu kayıtlarını inceler ve hukuka aykırı bir durum olup olmadığının tespitin yapar. Bu aşamada davacı ve davalı taraflar ile şahitleri dinlenir. Ardından gerek görüldüğü takdirde keşif ve bilirkişi incelemeleri yapılır. Bilirkişi raporu istenir ve nihai karar bu rapor alındıktan sonra verilir. Davacı taraf mağduriyetini somut belgelerle çok açık bir şekilde mahkemeye anlatmalıdır. Aynı şekilde davalı taraf da haklı olduğunu düşünüyorsa somut belgelerle net bir biçimde mahkemeye bunu ispatlamalıdır. Bu noktada uzman bir avukattan yardım alınması süreci hem kolaylaştıracak hem de lehinize çevirecektir. Ayrıca tapu iptali ve tescil davasının kaybedilmesi durumunda ödenecek harç miktarları da son derece yüksek olmaktadır. Bu nedenle tapu konusunda uzman bir avukattan hukuki danışmanlık almak yararınıza olacaktır. Büro avukatlarımız sizlere tapu iptali ve tescili davalarında gerekli hukuki desteği sağlamanın yanında, müvekkillerle güven temelinde iş ortaklığı yaparak hizmetlerini müvekkillerin değişen ihtiyaçları çerçevesinde geliştirerek kaliteli hizmet sunmaktadır.

Veraset Belgesi Nedir?

veraset belgesi nedir ne işe yarar

Veraset belgesi; ölen kişinin mirasında kimlerin hak sahibi olduğunu gösteren belgedir. Miras bırakanın vefâtının ardından kimlerin yasal olarak mirasta ne kadar pay sahibi olduğunu belirtir. ‘Veraset ilamı’, ‘veraset vesîkası’, ‘veraset senedi’, veya ‘mirasçılık belgesi’ olarak da bilinir. 4721 sayılı Medeni Kanunu’nda yer alan 598 sayılı madde, bu belgenin hangi koşullar altında nasıl düzenleneceğini bildirmektedir.

Veraset Belgesi Ne İşe Yarar?

Ölen kimsenin mirası kanun gereği kendiliğinden intikal eder. Mirasçılar ölen kişinin malvarlığını (tereke malları) üstünde tasarrufta bulunabilmek için mirasçılık sıfatını ispat etmekle yükümlüdür. Bu da yetkili mercilerin veraset belgesini ibraz etmesine bağlıdır.

Devamını Oku

Mahkeme Kararıyla İnternetten Haber ve İçerik Kaldırma

internetten içerik resim video haber kaldırma

İnternetten haber ve içerik kaldırma; ilgili yayınların özel hayatın gizliliğini ihlâl etmesi, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması, yanlış ve yalan bilgiler ihtiva etmesi hâlinde mümkündür. Bunun için başvuru mercii Sulh Ceza Hâkimliği’dir.

Tespitin doğru olduğu ispatlanırsa mahkeme, içeriğe erişimin engellenmesine karar verecektir. Ardından bu karar kanun kapsamında ilgili sitelere tebliğ edilir. Suç teşkil eden bir durumun olduğu saptandığında internetten haber ve içerik kaldırma dâvâ süreci başlamış olur.

Devamını Oku

Bilişim Suçları Nelerdir?

bilişim suçları nelerdir

Bilişim suçları; cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi iletişim araçları ya da pos makinesi vasıtasıyla elektronik ortamda gerçekleştirilen yasa dışı faaliyetlerdir. Siber taciz, şantaj, veri hırsızlığı bunlara örnektir. İnternet suçu, siber suç olarak da bilinir.

Bilişim Suçları Nelerdir?

Bilişim sistemine müdahale internet vasıtasıyla uzaktan yapılabileceği gibi sisteme fiziksel erişim ile de gerçekleştirilebilir. Bilişim alanında işlenen suçlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243., 244. ve 245. maddelerinde yazılıdır. Buna göre ilgili suçları şöyle gruplandırmak mümkündür:

Devamını Oku