Özgür Önder

Adli Kontrol Nedir? Yükümlülükler, Süre ve Güvence Bedeli

Adli Kontrol Nedir? Yükümlülükler, Süre ve Güvence Bedeli

Adli kontrol nedir sorusunun kısa yanıtı şudur: adli kontrol, tutuklama sebepleri bulunan bir şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine, kanunda sayılan bir veya birden fazla yükümlülüğe bağlı tutularak serbest bırakılmasını sağlayan bir koruma tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 109 ila 115. maddelerinde düzenlenir. Kişi cezaevine girmez; ancak yurt dışına çıkamama, belirli yerlere düzenli olarak başvurma veya güvence bedeli yatırma gibi yükümlülüklere uyması gerekir.

Adli kontrolün yasal dayanağı ve koşulları

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada 100. maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Tutuklama sebepleri; kaçma şüphesi, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma yönünde kuvvetli şüphe oluşmasıdır.

Aynı maddenin ikinci fıkrası, kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol hükümlerinin uygulanabileceğini söyler. Dördüncü fıkraya göre, ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Yedinci fıkra ise kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrol hükümlerinin uygulanabileceğini belirtir.

Anayasa Mahkemesi, E.Y. başvurusuna ilişkin kararında adli kontrolün tutuklamaya alternatif niteliğini vurgulamıştır. Mahkemeye göre tutuklama ile adli kontrol arasında ölçülülük bakımından bir fark bulunur; ancak meşru amaç yönünden bir fark yoktur. Yani adli kontrol de yalnızca kaçmayı, delillerin karartılmasını veya tanık ve mağdur üzerinde baskı kurulmasını önlemek amacıyla uygulanabilir.

Adli kontrol yükümlülükleri nelerdir?

Kanunun 109. maddesinin üçüncü fıkrası, hâkimin seçebileceği yükümlülükleri sayar. Şüpheli bunlardan birine veya birden fazlasına tabi tutulabilir:

  • Yurt dışına çıkamamak.
  • Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
  • Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
  • Her türlü taşıtı veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde sürücü belgesini makbuz karşılığında teslim etmek.
  • Uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak.
  • Parasal durumu göz önünde bulundurularak, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
  • Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek.
  • Suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere hâkim tarafından belirlenecek parayı aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
  • Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve nafakayı düzenli ödeyeceğine dair güvence vermek.
  • Konutunu terk etmemek.
  • Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
  • Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, taşıt kullanma yasağının uygulanmasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir. Konutu terk etmeme gibi bazı yükümlülüklerin denetiminde elektronik izleme kullanılabilir; Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, elektronik izleme cihazlarının hüküm öncesinde tutuklama yerine verilen bazı adli kontrol tedbirlerinin yerine getirilmesinde kullanıldığını açıklar.

Adli kontrol ile serbest kalmak ne demek?

Adli kontrol ile serbest kalmak, kişinin tutuklanmaması veya tutukluyken tahliye edilmesi, buna karşılık yukarıdaki yükümlülüklerden bir veya birkaçına uymakla sorumlu tutulması anlamına gelir. Kanunun 110. maddesine göre şüpheli, soruşturma evresinin her aşamasında Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla adli kontrol altına alınabilir. Kovuşturma evresinde bu kararı görevli ve yetkili mahkeme verir.

Serbestlik mutlak değildir. Hâkim, savcının istemiyle şüpheliyi yeni yükümlülükler altına koyabilir, mevcut yükümlülükleri kaldırabilir, değiştirebilir veya bazılarından geçici olarak muaf tutabilir. Kanunun 112. maddesi uyarınca adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.

Adli kontrol altında geçen süre, kural olarak cezadan mahsup edilmez. Bu kuralın iki istisnası vardır: tedavi tedbirinde geçen süre ve konutu terk etmeme yükümlülüğünde geçen süre. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

Adli kontrol süresi ne kadar sürer?

Adli kontrolün azami süreleri, 7331 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen 110/A maddesinde düzenlenmiştir; bu madde 1 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili bölümlerinde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında uygulanır.

Aynı kanunla 110. maddeye eklenen dördüncü fıkra, adli kontrolün devamının gerekip gerekmediğinin en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilmesini zorunlu kılar. Soruşturma evresinde bu değerlendirmeyi Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme yapar.

Güvence bedeli adli kontrol tedbirinde nasıl belirlenir, nereye yatırılır?

Güvence bedeli, 109. maddenin üçüncü fıkrasının (f) bendinde sayılan yükümlülüktür. Miktarı ve bir defada veya birden çok taksitle ödeme süreleri, şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkim tarafından belirlenir. Kanunun 113. maddesine göre güvence iki şeyi sağlar: şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde ve hükmün infazında hazır bulunması ile sırasıyla katılanın masrafları, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve nafaka borçları, kamusal giderler ve para cezalarının ödenmesi. Güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.

Adli kontrol güvence bedeli nereye yatırılır sorusunun yanıtı, güvence yükümlülüğünü getiren kararın kendisindedir. Kanun metni, güvencenin yatırılacağı yeri ayrıca saymaz; miktarı, ödeme süresini ve ödeme biçimini hâkim belirler. Bu nedenle kararda yazan tutar, süre ve ödeme şeklini aynen uygulamanız gerekir. Kanunun 114. maddesine göre hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını veya nafaka borcunu karşılayan kısımlarının mağdura ya da nafaka alacaklısına verilmesini önceden emredebilir. Mağdur veya nafaka alacaklısı lehine bir yargı kararı varsa, bu ödeme rıza olmasa da emredilebilir.

Adli kontrol güvence bedelinin iadesi

Güvence bedelinin iadesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 115. maddesinde düzenlenir. Hükümlü, usul işlemlerinde ve infazda hazır bulunma yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmişse, güvencenin bu yükümlülüğü karşılayan ve kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir.

Güvencenin suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi hâlde, geçerli bir mazeret yoksa, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır. Hükümlülük hâlinde güvence, 113. maddedeki ödeme sırasına göre kullanılır ve fazlası geri verilir. Özetle, yükümlülüklere uyan ve hakkında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişi güvence bedelini geri alır; mahkûmiyet hâlinde ise bedel önce zarar, gider ve para cezalarına sayılır.

Adli kontrol kararına itiraz ve kararın kaldırılması

Kanunun 111. maddesine göre şüpheli veya sanık adli kontrolün kaldırılmasını isteyebilir; hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir. Adli kontrole ilişkin kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

Anayasa Mahkemesi, yukarıda anılan E.Y. kararında, yargılamanın ileri aşamasında meşru bir amaç gösterilmeden sürdürülen konutu terk etmeme tedbirinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Aynı kararda, o dönemde adli kontrolün Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddelerinde tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında sayılmadığı tespit edilmişti.

Bu tespit bugün mutlak biçimde geçerli değildir. CMK m. 141 uyarınca, konutunu terk etmemek veya hastaneye yatmak dâhil tedavi ya da muayene tedbirlerine tâbi tutulmak şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi, uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini Devletten isteyebilir. Adli kontrol işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru yollarından yararlandırılmamak da tazminat sebebi olarak düzenlenmiştir.

Kanundaki bu sayımın dışında kalan adli kontrol tedbirleri için, örneğin yurt dışına çıkış yasağında, kural olarak tazminat öngörülmemiştir. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi, tedbirin olağan dışı uzun ve ölçüsüz uygulandığı somut durumlarda hak ve nasafet ilkeleri gereğince manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Hakkınızda adli kontrol kararı verildiyse yükümlülüklerin kapsamını, süresini ve itiraz imkânlarını somut dosya üzerinden değerlendirmeniz önem taşır; soruşturma sürecindeki haklarınız için ifadeye çağrılan kişinin hakları yazımıza, bu alandaki çalışmalar için ceza hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Adli kontrol ile tutuklama arasındaki fark nedir?

Her iki tedbir de aynı sebeplere, yani kaçma veya delil karartma şüphesine dayanır. Tutuklamada kişi ceza infaz kurumuna alınır; adli kontrolde ise serbest kalır ve kanunda sayılan yükümlülüklere uyar. Anayasa Mahkemesi'ne göre iki tedbir arasında meşru amaç yönünden fark yoktur, fark ölçülülük bakımındandır.

Adli kontrol en fazla ne kadar sürer?

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde bir yıl uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde en çok üç yıldır; uzatma toplam üç yılı, belirli suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklar için bu süreler yarı oranında uygulanır ve tedbirin devamı en geç dört ayda bir değerlendirilir.

Adli kontrol güvence bedeli geri alınır mı?

Usul işlemlerinde hazır bulunma yükümlülüğünü yerine getiren kişiye, güvencenin bu kısmı geri verilir. Mağdura veya nafaka alacaklısına ödenmemiş ikinci kısım, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde de iade edilir. Mahkûmiyet hâlinde güvence önce zarar, gider ve para cezalarına sayılır, fazlası geri verilir.

Adli kontrol yükümlülüğüne uyulmazsa ne olur?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 112. maddesine göre yükümlülükleri isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrolün ihlalinde ise tutuklama süresi ağır ceza işlerinde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı geçemez.

İlgili yazılar